24 Ocak 2009 Cumartesi

AMERİKANCI MIYIZ? RUSÇUMU? YOKSA YUSUFÇUMU?

Birisi malum tutuklama dalgalarından birinde götürülürken ben Amerikancıyım aslında demiş. Ne demektir ben aslında Amerikancıyım? Bu sözün açılımını biri anlatsın bana lütfen.

Türkiye’de eskiden beri neler oluyor? Bu Amerikancılık ne demek? Hayırlı bir şey mi? Eğer muhterem bir zatın da işbirliği yapacağı kadar çok hayırlı ise bu iş, hepimiz Amerikancı oluverelim gitsin...

Bu Amerikancılar için, Amerikancı olmamakta çok kötü bir şey, maazallah cehennemlik olmakla eşdeğer sanki. Amerikancı olmadınmı kendi Hükümetinle bile ters düşüveriyorsun.

Amerikancı olmadınmı haret edilecek şekilde, senin Polisin sana düşman oluveriyor.
Amerikancı olmamak, dışlanmak, işkence görmekle sonuçlanabilirdi eskiden, hatta eskiden evirip çevirip vatan hainliğinden asılmaya kadar gidebilirdi. Şimdilerde Asılma vs. olmamakla birlikte halada böyle benzer etkisizleştirme çabaları var bilindiği gibi.


BİR BAKALIM ŞU AMERİKANCILIĞA;


Bu durum bilindiği gibi yeni bir şey değildir, Mustafa Kemalin yakın çevresinde ki görüş ayrılıkları ve ufuk darlığı, Atatürk ün ölümünden, yani 1938 lerden sonra, böyle önemli bir Devrimin en büyük gediğini yaratmıştır. Bunun yarattığı müsait ortamda, Kurtuluştan sonra sinen ve fırsat kollayan bütün çıkar birlikleri, Atatürk ün ölümünden sonraki tek parti ve soğuk savaş dönemin de güçlenme imkânı bulmuştur.

Bu çevreler, bağımlı politikalarla elde edilen Dış destekleri ve sinsi çabaları sayesinde siyasi erki ele geçirmiş ve Emperyalistlerle yapılan iş birlikleri ile bizi bugünlere getirmiştir. Müslim ve gayri müslim varlıklı unsurlar kendi içlerinde birbirlerini zengin edip tepemize elit olmuş ve Batı Emperyalizminin kuyruk suyunda bizi bu günlere getirmiştir
.

Bu gün ise görüldüğü gibi, Emperyalistlerin Uluslararası sermayeleri ile işbirliğine girip ABD vahşi kapitalizmine kenetlenerek, Küreselleşmek için canla başla çalışmaktadırlar. Buna yönelik bizim Devletin müdafaa refleksini zayıflatıp kan damarlarına sızarak bizim adımıza güç kullanımını sağlayacak hukuk alt yapısını kavramaya çalışıyorlar.

Bu işin vebali büyüktür ve bu ihanet öyle basit laf ebelikleri ile savuşturulacak ve insanlara yutturulacak bir şey de değildir. Türkiyeyi dışa bağımlı, insanlarımızı, yani Milleti ücretli köleler haline getiren politikaların sorumlularını nesillerimiz lanetle anacaktır. Dünyadaki bu işlerin sorumlularını ise tüm insanlık lanetleyecektir.
.

Atatürk ün ölümünden, yani 1938 lerden sonraki tek parti döneminden sonra, bu yönde oluşan müsait ortamda, Emperyalistlerin Yeşil kuşak vs. türlü entrika teknikleri ile etkileşim halinde gelişen, Tarikat, Ticaret, Siyaset destekli çarpık kapitalist sistemin çıkar ilişkileri çok güçlenmiştir.

Devrimi başlatan kurucu iradenin yerleştirmeye çalıştığı Eğitim seferberliği ve sosyal devlet yapılanması dışlanmış, yabancı dilde eğitim vs. uygulamalarla eğitim ekseninden kaymış, Kültür Emperyalizmi mutasyonlar yaratmış, sosyal eşitlik bozulmuş, bu çarpık kapitalist gelişime bağlı sınıflar oluştmuştur.

Bu süreçten sonra uygulanan batıya bağımlı ekonomi politik programların, Mustafa Kemalin Fikirleri ve hedefleri ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur. Kendini liberal olarak tanımlayan bu zihniyetin ekonomik olarak ezdiği kesimler ise, şimdilerde oy için sadaka dağıtılan fakir vatandaşları oluşturmuştur.

Üstelik bütün bunlar yapılırken, ''Atatürkçüyüz, ATATÜRKÜN gösterdiği yönde muasır medeniyetler seviyesine çıkıyoruz'' diye naralar atılarak muasır medeniyet kavramı çarpıtılmış ve batılılaşma safsatasına dönüştürülmüştür. Hâlbuki batılı dedikleri çevreler, Viyana Kongresi ile insanlığın önünü kesen Monarşi çevreleri ve onların yenidünya uzantısı sömürgecilerden başka birileri değildir.

B
unların bu bölgedeki kokuşmuşluğun sorumlusu olan yerli işbirlikçileri, kendi zihniyetlerinin yarattığı bu sonucu, hatta ABD’nin kurduğu ve vebalini taşıdığı kontrgerilla vs. nin kırdığı 12 Eylül Darbesi gibi cevizleri bile türlü entrika ile Kemalizm’in üstüne yıkmaya çalışmaktadırlar. Üstelik bunu o işlerin sorumlusu ABD'nin yardımı ile yapmaktadırlar. Bu çabaları çok dikkat çekicidir ve kesinlikle çok kapsamlı bir stratejinin alt yapısını hazırlamak için kullanılan halkla ilişkiler ve propaganda çalışmasının parçasıdır.

Toparlarsak, soğuk savaş dönemine denk düşen süreçte, bu çevrelerin çabaları ile 4 lü takrir,
3 lü ittifak, Atlantik paktı NATO, ABD ile ikili anlaşmalar, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Ortak Pazar vs. AB tazyikli bağımlı ekonomi politik uygulamalar ve darbelerle, ülke şimdiki bağımlı kritik noktaya getirilmiştir.

Batılı emperyalistlerin dünya görüşünü benimseyen ve ikballerini orada gören zihniyetlerin Ekonomi politik uygulamaları, başımıza bela olan bu çarpık kapitalist ve garip bağımlı sistemi yaratmıştır. Bunlar, uyandırmayın kerizleri felsefesi ile bize farkettirilmemiş, hep hasıraltı edilmiş ve bize hep masal anlatılmıştır.

Bütün bu yaşananların sorumluları hala pişkince yollarına devam etmekte ve bu faaliyetleri daha da ileriki bir safhaya taşımaya çalışmaktadırlar. Şimdilerde fakirlere yardım palavraları ile bazı sahtekar uyanıkların kullandığı ''Hz. Ömer adaleti uygulayan Hazretler sarması,'' o zamanlardan beri bilumum liboş çevrelerin çabaları ile oluşan yoksul kesimler sayesinde bu sahtekarların
işine yaramaktadır.

Yani bu Sadaka
ya bağlıyaşam biçimi, bu bildik sistemin ortaya çıkardığı bir olgudur. Hal buyken Halkın fakirleşmesinde büyük suçu olan zihniyetin temsilcileri, bu gün inanılmaz bir yüzsüzlükle halkın kurtarıcıları rolüne bürünmekte ve bütün suçu Mustafa Kemale yüklemektedir.

Yine Nutuklar atılıyor palavra gırla gidiyor, bunlar Emperyalistlerin yardımı ile bizi Özgürlüğe taşıyacak ya inşallah ve maşaallah. Hani bizim çağdaş geçinip Kopenhag kriterlerini ağzından düşürmeyen ay dın larımız var ya, Emperyalistleri allayıp pullayıp bize sunan. Bir de şu uluslar arası sıcak para var ya, hani çekirge sürüsü gibi dünyada dolaşıp indiği yeri kalbura çevirip oradaki insanları perişan eden.

Çok merak ediyorum, bu kadar insanı kurtarmayı düşünen demokrat bir dünyada uzaydan mı gelip insanları söğüşleyip gidiyor bunlar? Yoksa kimse farkında değil diye fırsattan mı faydalanıyor?
Peki, bizim hayatı Iskalamayalım diye düşünen bazı pişkin bukalemun çevrelerin bunları bilmeme ihtimali var mı?

Bu dünyada olanları senelerdir okuyor takip ediyoruz, üstelik çoğu batılıların kaleminden, olup biten ortada. Peki Televizyonlardan bize ahkam kesen 2. Cumhuriyetçi, Soros Taraflı
çocukları, bu yavşaklar görmüyor olabilir mi bunları? Bu tosunlara göre Batının egemenleri çok demokrat ve özgürlük aşığı insanlardır, bizi şeriattan bile onlar koruyacak Allahın izniyle.

MUHTEREM FAALİYETLER

Nurcular, Yazıcılar ve Okuyucular diye ikiye ayrılıyor ve Okuyucular eskiden devamlı duyduğumuz nurcu ayinlerine baskın yapıldı haberleri zamanındaki durumda değiller
artık. ABD gibi çok güçlü bir ağabeye arkalarını vermiş Hocaları gibi, ABD gölgesinde Dünyada fink atıyorlar. ABD'de çeşitli sivil toplum örgütleri ve enstitüler kurmuş durumdalar. Ulaştıkları finans gücü ile kurdukları Televizyonlarda, Türkiye de bile Emperyalistleri savunur vaziyetteler.

Teşkilatları ve Dernekleri Dünyanın ABD’nin yoğunlaştığı bölgelerinde faaliyet yürütüyor.
Tarihi boyunca insanların beynini yıkayacak yöntemler bulmak için bilimsel araştırmalar yapan ABD’nin, yerde ararken gökte bulduğu büyük nimet durumundadır Fethullah hoca.

Bu sıralarda Dünyada da çok ilgi ve itibar görmektedirler, hatta birçok Emperyalist ülkenin, tüh biz niye önce fark etmedik diye dövündüğü hissediliyor. Şu sıralarda bize yaklaşmasına rağmen, Jirinovski bile Rusya’ya davet etti Sayın, Güleni.

Rusya’nın da ilerde nasıl politikalar yürüteceği konusunda şüphelerimiz vardır ama kim olursa olsun insanlık çıkarları doğrultusunda olumlu yaklaşan Devletlerle, daha doğrusu halklarla dayanışma gerekliliği vardır.

Bu zorunluluk sadece bu bölge halkları için değil, eğer dünyada barış amaçlanıyorsa, Amerikan Halkı dâhil tüm Dünya halkları için de geçerlidir.
Yani saldırgan ve yağmacı zihniyet olmazsa sorun çıkmayacaktır.

Tüm Dünya nimetleri tüm Dünya halklarının malıdır aslında, ama kavganın sebebi bu değerleri belli bir azınlığın çıkarına istiflemek isteyen saldırgan Emperyalist zihniyetlerdir. Şu sıralarda yine tohumları atılan şu malum Amerikancı, Rusçu kutuplaşması da kesinlikle bu kötü zihniyetlerin çıkar amaçlı bir ürünüdür.

Türkiye’de de kesin olarak uzun süredir ayaklanma alt yapısı hazırlanıyor, Güney doğu kaynaklı kalkışmalar dikkat çekicidir. TV programları ile 28 Şubatta Ordumuza ve kurumlarımıza saldırıya geçen belli ekol gazeteciler ve ‘’Aydınlar’’, bir süredir ortada gözükmüyordu. Irak operasyonu sırasında Ordumuza ve kurumlarımıza yapılan saldıran tavırdan eser yok, sanki hiç yaşanmadı…

Bu durumda bir gariplik yok mu sizce?
O dönemde deşifre olan bu gazetecilerin ve ‘’Aydınların bir süredir ortadan çekilmesi, o sırada oluşan cepheyi yumuşatmak ve düşmanla işbirliği imajını silmeye yöneliktir. Ayrıca o sırada oluşan direnci dağıtmaya ve saldırgan taraf değil Demokrasi talep ederek yenilenme isteyen taraf imajını tazelemeye yöneliktir.

Bu kişiler şu sıralarda yeni iddialarını bombardıman halinde yayınlayacakları belgesel ve haber programları yayına vermeye başladılar. Zebari buradaydı yapılan anlaşmalar ortada kimseden çıt çıkmıyor.


Şu sıralarda ortamın nasıl gevşediğine bir bakınız, bir şeyler bu tutuklama dalgalarının da katkısı ile dikkatlerden uzak tutuluyor. Beylerbeyi sesini yükseltmeye başladı ve belediye seçimlerine doğru bu faaliyetler hızlanacaktır, şüpheniz olmasın her şey hazır.

Bunlara rağmen işbirlikçi yandaş Medya da Ulusal çıkarlara sahip çıkıyormuş gibi anti Emperyalist söylemler yükselmeye başladı, sırtlarının dayalı olduğu yerler belliyken bu biraz garip gelmektedir.
Bir süredir yaşadığımız bu sessizlik çok manalıdır, AB’nin malum zevatları da tam siper, kapsamlı planlanan bir şeyler var gibi.

Büyük ihtimalle bizim belediye seçimleri ile hızlanacak ve giderek yayılacak bir strateji mevcut, ABD’nin genel Stratejilerine ve AB’nin ganimet paylaşımına uygun, paralel olaylarla gelişecek büyük bir saldırının hazırlığına yönelik gibi duruyor.

Değişik oluşumlar ve girişimler var. Ordumuzun kadrolarımız a dan z ye Atatürkçüdür sözlerine güvenmek istiyorum ve kahramanlarımızın sıçanların ifadeleri ile tutuklu muamelesi görmesini hazmedemiyorum.

Ordumuz biraz konuşsa iyi olur, peki o gurur duyduğumuz Ordumuz, sonunda bizi tutuklamasın sakın.
Hayretle duyduk ki Amerikancıymış birileri, tutuklandığında ben aslında Amerikancıyım demiş, ABD şu sıralarda Dünya ya faydalı bir şeyler mi yapmışta siz ‘’CISI’’ oldunuz bir yerlerin, yoksa Yusuftan mı çıkıyor bu sözler.

Bizim için esas olan erdemdir, bu ilahi boyutta Yusuf konuşmaz hak konuşur hak, çıkarın için onun bunun uydusunda gölgesinde değil, mazlumun haklı olanın yanında olmak, dik durmak esastır, ucunda ölüm bile olsa da.

Sahtekar çıkarcı seviyesi uşak ruhlu işbirlikçilere duyurumdur, diğer günahlarınız bir yana, sadece Dini ve Allahın adını bu sahtekarlıklarınıza bulaştırmanız bile Chennemi boylamanız için yeter. Ramazanda boşa Dindar rolü yapıp, boşa namaz kılmayın. Tabii inancınız varsa...

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

8 Ocak 2009 Perşembe

GAZZE, PRESİDENT OBAMA VE DÜNYA BARIŞINA KATKI! -1



08.01.2009 bu günlerde Orta Doğuda Ölüm kol geziyor yine... Her yerde avaz, avaz Manşet; İsrail Gazze ye saldırdı diye haykırıyor herkes.

Fotoğraflar, Filmler sıra, sıra, kanlar içinde çocuklar, bacağı kopmuş, yaralı vs. vs. Dünya âlem ceset, önemi var mı insanın? Dahası nasıl açıklayacak bu vahşeti ilerde bunları yapanlar? Üstelik bunlar barış özgürlük narası atanların işi.

Üzülüyor mu yani şimdi ölen bu insanlara kameralara ağlayan yüce insanlık havarisi Demokrat cümle zevat? Laf çok, din kardeşiyiz ya, bu yüzden bizim buralar da daha da çok nutuk atanlar.

Hemen koşmuşlar ABD ye Avrupa ya bu büyük adamlar ama sonucunda İsrail tarafından bekletilince Ramallah da Yarım saat, bu mecburi istirahate çok bozulmuştu Arapların kahramanı olarak tanıtılan birisi. Peki bilmez miyiz biz kim düşmandır kim dost.

Birleşmiş Milletler Gazze saldırısı için tam kınıyordu ki İsrail i, ABD ve İngiltere Veto etti kınamayı. Bizimkiler bildiğiniz gibi ahbap çavuşlar Dünya Devleriyle ve çok etkililer ya, hallederler çabucak her şeyi ve hemen atladılar arabuluculuğa.


İsrail e Sitem ediliyor ha bire kükreniyor ama bir türlü kınanmıyor, neden? Nedeni yok gibi hep karambolde kalıyor bu konu. Bizimkiler kahraman ya, gürlüyor habire kürsüden şöyle göğe doğru, ama saf seçmenlerin dışında duyan da yok takan da yok.

Bu tepkiler neyi ispatlıyor sizce? Bence ne kadar soğukkanlı ve çifte standartlı olduklarını ispatlıyor bütün bunlar, her zaman olduğu gibi. Bosna’yı unutmadık, Emperyalistler çıkarlarını planlayıp da o lüks minderlerinden kaldırana kadar popo sunu, binlerce insan öldü ve bir sürü kadının ırzına geçildi Bosna’da, nasıl olurda unuturuz bunları.

İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ YER, GAZZE!
Bu Gazze saldırısının zamanlaması da ilginç, sanki ağabeyin bazı birikmiş meselelerini halledip kafasını toplamasını beklemiş gibi bir hali var İsrail’in. Şu Hamas var ya, İsrail e füze atıyormuş senelerdir, Füzeleri de soba borusundan yapıyormuş. Peki, bu Hamas, bilmiyor muymuş en Modern Füzelerin o zavallı halkın tepesine düşeceğini?

Neymiş, bir kara savaşında İsrail çok kayıp verirmiş... Hamas Uluslar arası kamuoyundan destek bekliyormuş da mış, mış. Peki, bu iş nereye varırmış? Ne kadar boş laflar bunlar. Bu arada Araplardan tıs yok, bu Arap takımı da zenginleştikçe dilini yutuyor. Önemi var mı ABD de keyif çatan zengin Araplar için Petrolün ve Paranın dışında o ölen ya da sakatlanan bebeklerin?

Baksanıza duruma, Emperyalistler bir gürlüyor, Araplar dut yemiş bülbüle dönüyor. Bunlar son zamanlarda bize mağrur duran, Başbakanın Cumhurbaşkanının Otelinde ayağına gittiği Araplar. Bakın, bütün bu safsataları bir yana bırakırsak, bütün o ölen çocuklar, kadınlar, yaşlılar, bile, bile ateşe atıldı bence.

Gazze de İsrail evlerinizi terk edin diye Gazze halkına uyarı yaptığında, Hamas da terk etmeyin diye telkin ediyor kesinlikle. İnsanların düşürüldüğü duruma bir bakın, terk etseler soğukta ne yaparlar evsiz, terk etmeseler işte böyle talihsiz, kılavuz karga meselesi değimlidir bu?

Bu Hamas ilginç bir örgüt, ABD içinde yapılanmış örgütlerden biri ve El Kaideden türeme. İçinde birçok ayrı grup var, kuruluşunda İsrail'in para verdiği biliniyor. Ayrıca ABD de kuruluşları var, bazı parasal transferlerde söz konusu gibi.

ABD ve İsrail, bu su borusundan füze bahanesi ile bölgede yayılmasını istedikleri bir ateş yakıyor gibi sanki. ABD, hem Hamas içindeki diğer bazı muhalif grupları tasfiye ederek Hamas üzerinde kontrolü yeniliyor, hem de bahane yaratarak geniş bir sahada Üslenmek için saha temizliği hedefliyor gibi görünüyor.

Bu şekilde bir sahte bayrak var mı ilerde belli olur fakat sonuç itibari ile, ABD’nin genel Bop ve ilersi Stratejileri açısından, Kıbrıs’a ve bu Doğu Akdeniz kıyı şeridine ihtiyacı olduğu kesindir. Bu arada, o Gazze denen şeridin doğusunda ki bölgeye sınırı olan ve bizim Medyada fazla üstünde durulmayan bir ülke var, Ürdün... Bu Ürdün konusuna tekrar geleceğiz.

KUZEYDE HÜSRAN
ABD Bop planının merkezine Irağı alınca, kuzey Irak yapılanması ile kendine uygun işbirlikçileri de bulup Türkiye ye fazla yoğunlaştı. İlk hamleler klasik SOROS tarzıydı, fakat SOROS un Kafkasya da ki Renkli devrimlerini bize yapıştıramayınca, hayal kırıklığına uğradı.

ABD nin stratejilerinden rahatsız olan ve bazı stratejilerin dışında kalan Almanya, Keriz Değirmeni olayını deşip, buradaki kardeşlerini üzünce ABD çok sinirlendi. Bence Almanya Deniz Feneri kozu ile Bizdeki ABD işbirlikçilerine kendi çıkarlarını garantilemek için bir ilmek attı.

Fazla güçlenen bu tek kutuplu Dünya görüşüne karşı en sağlam çıkış, tabii ki Rusya’nın Osetya ve Abhazya çıkışı olmuştur. Bu noktada ABD'nin, İngiltere ile beraber NATO falan filan çıkışları da etkisiz kalmıştır. Ermenistan’da da Kardelen Devrimi ni Tetiklemeye çalışan ABD'nin işleri burada da rast gitmemiştir.

Ermenistan’da Rusya'nın desteğine sahip iktidarın, halk desteğinin çok güçlü olması sebebi ile Soros ve Demokrasi Vakfı bu bölgede amacına ulaşamamıştır. Ulaşamamıştır çünkü Sarkisyan ve Koçaryan’ın halktan aldığı destek çok güçlüdür. Ermenistan yönetimi Rusya ya yakındır, bu yüzdende zaten Birleşik Devletler topluluğu üyesidir.

Birde bu bölgede Cevahat’ya Ermenileri olgusu vardır. Gürcistan’ın içine sarkan bu kol ile Birleşik Devletler Topluluğu biraz daha avantaj kazanmıştır, Gürcistan içine sarkan Cevahat Ermenileri olgusu da vardır. Uluslar arası ilişkiler bağlamında, bu bölgedeki oluşumların doğru algılanması çok önem taşımaktadır.

Bizim siyasilerin Dünya görüşünün Millet tarafından bilinmesi ve denetimi de çok önemlidir. Milletin Kaderini bağlayacak konuların Allaha emanet yürümesi, anlaşılacak ve geçiştirilecek bir şey değildir.

Karabağ meselesi affedilemez olmakla birlikte, bir kısım sorumluluğu da Turgut Özal başta olmak üzere, Enerji nakil hatlarındaki yanlış politikalarının batıya bağımlı hamilerine aittir. Bu politikaların sonucu olarak, bize atılan Doğal gaz kazığı da açıktır.

Türkistan'ın 1.5 dolara teklif ettiği Gazı Rusya'dan 6 küsur dolara almanın elbet bir sebebi vardır. Bu aşamadan sonra pıtrak gibi kurulan ve doğal gazla çalışan özel işletmeler tarafından üretilen Elektrik kazığı da ortadadır.

Türkiye’nin Kafkasya politikalarını acilen gözden geçirmesi lazımdır, ama bunu batıdan bağımsız kim yapacaktır.Şu sıralarda Abdullah Gülün, ABD seyahatlerinden sonra başlayan Ermenistan Seferlerinin ardında yatan şey nedir sizce?

Şu Ermenilerden özür dilemek için bir kısım garip adamlar tarafından imza toplanması safsatası ile başlayan ve sınır kapısının açılmasını da içeren girişimlerin bize getirisi ne olabilir? Bu kadar acil ve hayati mesele varken, bazı tuhaf davranışlı insanlar tarafından bu meselenin bu kadar güncel hale gelmesinin sebebi nedir dersiniz.

Bence bu girişim, Sarkisyan ve Koçaryan ile birlikte Ülkelerin karşılıklı yararı için çalışmak değil, Ermenistan kardelen devrimi için Ermenistan Muhalefetine Türkiye den destek koridoru açmak içindir. Bu yönde bir faaliyet ilerde başımıza çok karmaşık işler açabilir.

Bu faaliyetler, Kafkasya’daki tıkanan Renkli Devrimlerin yerine güncellenen ve Ortadoğu’yu Merkez alacak sahte Bayrak hareketi hazırlığıdır.

Gazze saldırısı, Doğu Akdeniz'in işgali, Ürdün'den Irak'a bağlanarak genişleyecek ve giderek Kıbrıs'ı da kavrayarak bizdeki harekete bağlanacak bölgesel stratejilerin bir parçasıdır.

Bu girişim, Amerikalılara karşı büyük tehdit olarak lanse edilen El Kaide ve ordan türeme teröristlere karşı sonsuz bir sürek avı halini alarak, ABD Ordusunu her yere taşıyacak bir planlamadır. Bush her fırsatta boşu boşuna Allah Amerikalıları korusun demiyor, bu sözlerle sürekli Amerikan halkına bir tehdit korkusu aşılanıyor.

Bu yolla bu yolda yapılacak her şeyin zorunlu olduğu dayatılıp, Dünyayı koruma misyonu da eklenerek, Dünya kamuoyu desteği hedefleniyor. Bu destek alındı mı, her yere müdahale ve terörist olarak suçlanacak her lesin tasfiyesi hukuki ve haklı hale gelmektedir.

Rusyayı Renkli Devrimlerle didikleyen ABD, tam hızla giderken bu Osetya Gürcistan sorunu noktasında duraladı. ABD, Rusya’nın Osetya ve Abhazya çıkışı sonucunda, müttefiki İngiltere ile birlikte, NATO falan filan çıkışlarını Rusya'nın umursamaması sonucu durum değerlendirmesi yapmak zorunda kalmıştır.

ABD seçim sürecine girip, Başkanlık seçimleri bahanesi ile nefes alıp kendine çeki düzen vermiştir. Holiwood un bütün imkanlarını kullanmakta usta olan ABD, President Obama ile sempatik bir Star yaratarak, tıkanan Stratejilerini güncellemiştir.

ABD kurnazları aynı zamanda Bush dönemi günahları ve yanlışlıkları yıkacak bir günah keçisi garantilemiştir, bu iş için bir zenci biçilmiş kaftandır. ABD bu süreçte yenilenmiştir ve görüldüğü gibi yeniden, ağır, ağır faaliyetlerine başladığı hissedilmektedir.

BİZDEKİ FUTBOL MAÇI.

Bizim ülkemizde de, İspanya Medeniyetler İttifakı numarası ile ve Ortak Akıl Adıyla başlatmaya çalıştıkları çakma Devrimi bütün çabalarına rağmen başaramamışlardır. Bunun sebebi bu devrim için gereken halk desteğini elde edememiş olmalarıdır. Maniplasyon ve türlü dalavere ile bu iş yürümemektedir, çünkü uyuttukları halk işin devrim yanının ciddiyetinde değildir, futbol heyecanı ile bir nevi oyun içindedir ve gidişat rutin devam edecek sanmaktadır, fanatik olan kesim ise azınlıktır.

Eğer böyle bir ihtilal gündeme gelirse, bu işbirlikçiler büyük hezimete uğrayabilir. Böyle bir Halk ayaklanmasının başlaması istenmiyorsa yapılması gereken şey, kalkışmanın yayılmasının baştan engellenmesidir.

Bu konuda büyük destekleri, bir Fethullah ve tarikat destekleri, iki Kuzey ıraktaki yapılanma ve ABD'dedir. ABD'nin hem küresel çıkarlarında, hem de bu bölgede yayılıp yerleştirilmesinde en büyük finans işbirlikçileri ise, gölgesinde hüküm süren Vahabi Suudilerdir.

Şu iyi bilinmelidir ki, bizim yetkililerin ayağına gidip el pençe divan durduğundan ve büyük muhabbet içinde bulunduğundan da anlaşılacağı gibi, eskiden beri Türkiye’de dönen dolaplarda da bu Vahabi Suudilerin destekleri vardır. Bunlar yeşil kuşağın en önde gelen altın halkalarıdır. Suudilerin yani bedevilerin ABD deki servetlerine ve Dünya çapındaki ilişkilerine dikkat ediniz...

Yeşil kuşak projeleri artık çok kapsamlı teknik ayrıntılar içermektedir. Bu yöntemler bütünü, içinde CIA'nın parmağı olan Terörist örgütler ile bütün bu bölgeyi ajite etmeye ve kavramaya yaradığı gibi, kolay güncellenebilen yapısı ile de çok kullanışlıdır.

ABD’nin, sudan da petrol çekişmesine girdiği Çin ve Rusya’nın gıda kanallarını tıkamaya yönelik olarak zaten enerji ve varlıklarını sömürdükleri AFRİKAYI da kavrayacak geniş perspektifte de kullanımdadır.

Fethullah ABD için çok makbul bu sıralarda, bilindiği gibi, eskiden Emperyalistlerin sömürgeleştireceği yerlere önce Hıristiyan Misyonerler giderdi. şimdi ise insanı hayrete düşüren bir şekilde evde kimse yok mu derneği ABD’nin hedef sahasında çalışmaktadır. Bu yüzden Afrikada ortaya çıkacak İslamiyet tabanlı hareketleri de iyi incelemekte fayda vardır.

KIBRISIN ARDINDAKİ KUTSAL KARA!

ABD’nin sadece Ortadoğu ve Hazar çevresi için değil, Afrika’daki planları doğrultusunda da Lübnan, İsrail Kıyı hattı, ırağa geçiş ve Suriye’yi iyice kuşatmak için de Ürdün’e ihtiyacı vardır. Ürdün bu güne kadar bizim medyamızda Sayın, Banu Avar dışında fazla işlenmemiştir.

Senelerce İngiliz idaresinde kalan Ürdün, bütün bölgeye hâkim zenginlerin yerleştiği ve Emperyalistlerle en yakın temas içinde oldukları ve Emperyalistler için bir merkez niteliği olan bir ülkedir, Irağa ve bir çok yöne de geçiş vermektedir

Kıbrıs kavrandığı ve üs haline geldiğinde, Lübnan ve İsrail, Ürdün ile birleştiğinde, Doğu Akdeniz, Emperyalistler için bütün o bölgeye açılan bir Liman zorlamasız Normandiya kıyısı olacaktır. ABD bu bölgeyi kavramadan büyük hedeflere karşı harekete geçemez. ABD bu bölgeyi kavramadan, Suriye, Türk Ordusu ve Türkiyeyi çözmeden Iranı tek başına bastıramaz ve ileri hedeflerine yürüyemez.

Zaten bu aşamada Irak, Etnografik ve jeo politik açıdan, Irana karşı bu genişlikte bir cephe açmaya müsait değildir. Böyle bir şey yaptığı taktirde İran'ın yanında Çevre Ülkeler tarafından destek görme ihtimali olan Irakta ki kavimlerle de savaşmak zorunda kalacaktır.

Suudi Arabistan'ın da İran a ve İsrail e cephesi yoktur, Kızıl deniz ters kalmaktadır. Bu yüzden bu bölgede yani Doğu Akdeniz de Kıbrıs avantajı ile kestirme ve geniş bölgeye hakim olan bu yolun açılması çok önemlidir. Bu noktada Türk Deniz kuvvetlerin tarafı çok önem kazanmaktadır.

Ortadoğu ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin dine hâkim olması ve sosyal kültürel alanda geçmişten gelen kavram karmaşalarının yarattığı keşmekeş ortamı, halkı uyutmaları için önemli avantaj sağlamaktadır. Yeşil Kuşak projesi kapsamında kitlelerin çok daha rahat uyutulmalarını ve yönlendirilebilmesini sağlamaktadır.

Bunun yanında, Yeşil kuşakta yer alan bizim doğu ve güney doğuya doğru inildikçe önem taşıyan bildik yapılanmalar görülmektedir. Bu bölgelerdeki tarihten gelen aşiret ve tarikat yapıları ve sürekli değişen sınırlar içinde birbirini yiyen ve çıkarını kollayan işbirlikçilerin çokluğu, bu bölge halklarının ve dolayısı ile bizim zayıf karnımızı oluşturmaktadır.

Bu toplu durum, bölgede köklü derin bağlantıları ve inisiyatifleri ile çeşitli kesimleri birbirine düşüren Emperyalistler için avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen Irakta, Kuzey Iraktaki Kürt yapılanması dışında, bir araya toplayacağı bir kitle yoktur.

Irakta Demokrasi getirme iddiası ile giren ABD, Irağın bütünlüğü söylemlerini yutmayan kesimler arasında tutunamamakta, bu yüzden bölgede eğreti kalmaktadır. El Kaide numarasını yutmayan aşiretler karşı saf almakta, buda ABD için Lübnan, İsrail, batı Şeria ve Ürdün'ü Golan tepelerini kısaca Doğu Akdeniz'i önemli hale getirmektedir.

Bütün bunların ışığında burada bu GAZZE Filistin vs. de ateşlenen yangınlar kimlerin işine yarar? Bu yangın ilk adımda söylediğim Kıbrıs'ın ardındaki, Lübnan’dan, Ürdün’e kadar bütün o kıyı şeridini açar, Birleşmiş Milletler ve NATO bu bölgeye yerleşir. Bu bölge de kalıcı olan İsrail sayesinde kontrol edilebilir yerleşik bir yapı oluşur.

Bu bölgesel Temizlik hareketi ile açılacak alan ve yaratılacak toplu durum, Kıbrıs ve Kuzey Irak avantajları ile birlikte çok büyük bir Stratejik üstünlük sağlayabilir. Olayların ve savaşların büyümesi ile Normandiya misali bir gereksinmeye bile gerek kalmayacak şekilde bu bölge açık kapı demektir.

Kısacası, ABD İsrail İle giderek, bizdeki çıkmayan Tezkereden beri, iteleye, iteleye bölgeye yerleşmektedir, Türk Ordusu ve Milleti de bu bölgedeki en büyük engellerinden biridir..

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

GAZZE, PRESİDENT OBAMA VE DÜNYA BARIŞINA KATKI! -2


Evet, burada yani Gazzede ateşlenen yangın kimlerin işine yarar?

İsrail'in Siyonist yönetiminin körüklediği bu yangın 1. Bölümde söylediğim gibi, ilk adımda Kıbrıs’ın ardındaki, Lübnan’dan, Ürdün’e kadar bütün o Doğu Akdeniz kıyı şeridini açar ve rampa olacak bir liman hazırlanır.

Bu arada meşhur El Kaide ortada bir var bir yok. Bu hayalet El Kaide bilindiği gibi Dini bir misyonu temsil ediyor ve tüm dünyada eylemler yapabilecek güce sahip bir örgüt olarak tarif edilmektedir.

Peki amacı ne? Karışık, neymiş orta doğuda büyük bir İslam devleti kuracakmış. Peki, bu sıralarda nerede? Oda karışık. Afganistan'daydı bu sıralar Irakta, bir süre sonra tekrar Afganistan’da sonra Pakistan’da, daha sonra Orta Asyada çıkar.

Bir ara Bush un seçimlerin de ve bütçe talebi olduğu zaman çıkıyordu. Bush un başkanlığı bitti, seçimler sırasında Bin laden tatile çıktı. Ben bu yeni Başkan a, dış politikalar için bütçe lazım olunca yada çeşitli ihtiyaçlar halinde yine ortaya çıkacak diye düşünüyordum ki, Gazze meselesinde ortaya çıktı...

El Kaide lideri Usame Bin Laden'in, İslamcı bir internet sitelerinde ses kaydı yayınlandı. Bu ses kaydında, İsrail’in Gazze saldırısı nedeniyle Müslümanları cihada çağırdı ama kendisi ortada yok, hep kasetleri çıkıyor.

Hemen arkasından, ABD Başkanı Barack Obama nın, ''ABD'nin güvenliği için en büyük tehdidin hala El Kaide örgütü'' Olduğunu söylediğini, haber ajansları tüm Dünyaya yaydı. Gözden kaçırılıyor ama bu karşılıklı atışmalar çok önemlidir, buyrun, Medeniyetler çatışmasına hoşgeldiniz.

Burada konu El Kaide değildir, ''İslam'' ve batının en büyük gücü ABD'dir, haberiniz olsun, yani ABD kendilerini Orta Asyanın içlerine kadar taşıyacak yeşil kuşak otobanına girmek için yol hazırlıyor.

El Kaidenin Hedefine bir bakın, ‘’Büyük Orta Doğu İslam Devleti’’ El Kaide'nin Dini bir misyonu üstlenen hedefi buymuş. İslam Devleti kısmını kaldırın ‘’Büyük Orta Doğu’’, Projesi ekleyin, ‘’Büyük Orta Doğu projesi’’

Bakın şu Allah'ın işine, adamlar ABD ile aynı hedef bölgeye sahipler. Vay gariplerim benim, şöyle başka insani hedef yok muydu da dünyanın en tehlikeli gücü ile aynı bölgeye desteksiz atladınız, bu sonu gelmeyecek çekişme sebebi kime yarar. Bari Emperyalizme başkaldırı şeklinde çıksaydınız ortaya...

Bu ara da El Kaidenin ABD’nin işine yaramayan eylemi de yok gibi. Peki devamlı düşmana yarayan eylemler ne işe yarar? ABD şimdi pusulayı başka tarafa çevirse, El Kaide'de oraya tüner, yapışık kardeş gibi bunlar. Bu arada bütün direnişçilerin ortak adı gibi bu El Kaide, Iraktaki Şii direnişçiler El kaide, Sünni direnişçiler El Kaide, Türkmenler hırslanıp kendilerini korumaya kalksalar kesin El Kaide olacaklar.

Dünyadaki Terör örgütlerinde hep bunların parmağı var gibi duruyor. Şu Terör örgütlerinin listesine bir bakalım... Ayrı, ayrı analizi gerekir ama bu ayrıntılara şimdilik girmeyeceğim, bilgi olsun diye kısa açıklamalarla yetineceğim, her kez kendisi bu bilgilere ulaşabilir.

EL KAİDE

El Kaide Terör Örgütü
, ABD desteği ile Afganistan’daki Babrak Karmal hükümetine karşı, örgütledikleri Afgan mücahitleri direnişi yoluyla ortaya çıkmıştır. El Kaide, Ali Muhammed adındaki Arap asıllı ABD subayı eliyle, 1988 yılında Usame Bin Ladin önderliğinde kurulmuştur. Günümüzde El-Kaide, dünya çapında faaliyet gösteren birçok gruptan oluşan bir terör ağıdır denilmekte ve takdim edilmektedir.

EL KAİDE DEN TÜREME VE İLİŞKİLİ BELLİ BAŞLI TERÖR ÖRGÜTLERİ ŞUNLARDIR.


- TALİBAN: Rusya’ya karşı desteklenen Afgan mücahitleri, El Kaide’nin Varoluş zamanı asıl kesim.

- Özbekistan İslami Hareketi.

- Ceyş-i Muhammed

- Muhammed’in Ordusu.

- Laskar-ı Tayyiba

- Kutsal Asker Örgütü.

- Haraket-Ül Ansar

- Mücahidin.

- Hizb-Ül Mücahidin.

- Mısır Cemaat-i İslamiye (İslami Cemaat Grubu).

- Mısır Al-Cihad (Cihat Tala El Fetih)

- Silahlı İslami Grup (GIA)

- Selefi Çağrı ve Mücadele Grubu/Cezayir

- Lübnan Hizbullah’ı.

- HAMAS-İslami Direniş Hareketi

- Filistin İslami Cihat Hareketi Örgütü (FİCH)

- Beyyiat

- El İmam (İmamlar Birliği) Örgütü.

- Ogadin İttihad-ı İslam Hareketi.

- Moro İslami Özgürlük Cephes.

- Abu Sayyaf Grubu, Örgütü.

Bu örgütlerin haritasını çıkarırsanız, bu haritanın ABD’nin bu bölgelerdeki bir nevi otobanı gibi olduğu görülecektir, burada sayılmayan başka bağlantılı örgütlerde mevcut.

ABD, Başkanlık seçimlerinden sonra, eski kötülüklerini Bush a yıkarak halı altına süpürdü, halbuki, ABD de, Dick Cheyni ve statik kadrolar hala görevdedir. Ayrıca, CIA’nin, yeni Başkanlarına Dünyadaki faaliyetlerini nasıl aktardığı ve nasıl motive ettiği anlaşılamaz bir şey değildir. Bu planlar, President Obama ile güncellenerek, yenilenen tazelenmiş bir Strateji hazırlığı ile uygulamaya girecektir.


GAZZE

İsrail in son Gazze saldırısı dikkat çekicidir ve bu bölgede bazı yeni Stratejiler konusunda ipucu vermektedir. Hamas ın grupları dağınıktır, hangi grubun nerden neyi ateşleyeceği de karışıktır. Hamas’ın amacı nedir? Gücü nedir? Neyine güvenir? Bunlar çok karışıktır, kuruluşunda İsrail'in para desteği olduğu bilinir ve yukarıda bahsettiğim otobanın parçaları gibi de görünüyorlar.

Birleşmiş Milletlerde, ABD ve İngiltere’nin İsrail in kınanmasını veto etmesi de anlamlıdır. Bu tavırlar açıktır ve bunların niyetleri kesin olarak bozuktur, NATO ve Birleşmiş Milletlerin bölgeye yerleşmesi er geç gerçekleşecektir ve bu bir aşamadır ve sonraki süreç çok önemlidir.

Irana direk cepheden saldırılmayacak, İsrael eliyle hazırlanan ortama, Birleşmiş Milletler ve Nato vasıtası ile Akdeniz tarafından girilerek, bütün bölgeye hâkim olacak bir Strateji yürüyecektir. Yani ABD’nin, sadece Ortadoğu, Hazar çevresi ve Orta Asya değil, Afrika’daki planları doğrultusunda da, Lübnan ve İsrail Kıyı hattına ihtiyacı vardır. Suudiler zaten müttefik, diğer petrol saltanatları çantada kekliktir ve bu bölgeyi birbirine bağlayacaktır.
















İrana direk cepheden saldırılmayacak, arkada umman ve Basradan da kuşatacak. Afganistan Hindistan Pakistan üçgeninde çıkarılan yangın, Kaşmir sorunu ile Orta Asyaya ve İrana doğru üflenecektir. Irak tarafındaki bölgede çıkarılan yangın da, Malum alt yapılar marifeti ile Suriye ye, İrana ve bize doğru kayacaktır.

Bu doğrultuda hem ırağa geçiş, hem de Suriye’yi iyice kuşatmak için bu şeride ve Ürdün’e ihtiyacı vardır. Bu varsayım tabiiki, malum tekniklerle TSK yı ele geçiremediği taktirde geçerlidir, elde edebilse Yeni osmanlıya kayacaktır ama bu mümkün gözükmemektedir.



















Bu toplu durum içinde Türkiye için tehdit oluşturan önemli stratejik konulardan biri de, içimizde geniş bir kitleyi etkileyen ABD + Fethullahçı yapılanmanın, Saidi Kürdi vasıtası ile Kürdistan Teorisine de bağlanmasıdır.

Bu durum Fethullahı himayesine alan ABD tarafından kesinlikle Bop ve ötesi kapsamında değerlendirilmektedir. Yeni ABD yönetimi de, Irak işgaline ve sonrasındaki uygulamalara, Orta doğu’daki ileriye dönük amaçlarına uyan bahaneler yaratmak zorundadır.

Yine Asya’nın içlerine uzanacak en büyük Tehdit, ABD’nin bizzat kendisinin yarattığı, yukarda bahsettiğim El Kaide ve genişletilmiş “radikal İslam” uzantıları olacaktır. ABD’nin, Glasnost Perestroykadan sonra kaybettiği Komünizm öcüsü yerine bu El Kaide tehdidini yarattığı kesindir.

ABD uzantısı olan bu örgütler eliyle genişleyecek bir otobanda ilerleyecektir ve giderek yeniden bir Rus, hatta Çin, Kore vs. tehdidi yaratılması mümkündür. Bir üçüncü dünya savaşı göze alınamasa bile, ortaya çıkan toplu durumdaki savaş Ekonomisi, bütün süper güçleri de memnun edecek gibi durmaktadır.

Türkiye’de de uzun süredir ayaklanma alt yapısı hazırlanıyor, Güney doğu kaynaklı kalkışmalar dikkat çekicidir. TV programları ile 28 Şubatta Ordumuza ve kurumlarımıza saldırıya geçen belli ekol gazeteciler ve ‘’Aydınlar’’, bir süredir ortada gözükmüyor. Irak operasyonu sırasında Ordumuza ve kurumlarımıza saldıran tavırdan eser yok, sanki hiç yaşanmadı…


BU ÇEVRELERİN BORAZANI ANALİZCİLER VE YERLİ NEOCONLAR SESSİZ BU SIRALARDA

Bu durumda bir gariplik yok mu sizce? Uzun süredir bireylerimizin kanaatlerin palavralarla etkilemeye çalışan bazı işbirlikçi borazanlar çekildi birden. dönemde deşifre olan bu gazetecilerin ve ''Aydınların'' bir süredir ortadan çekilmesi hayra alamet değil.

Bu sessizlik, geçen çatışmalı süreçte, yarattığı tepkiyle oluşan cepheyi yumuşatmak ve oluşan direnci dağıtmaya yöneliktir. Bu kişilerin, şu sıralarda yeni sanal iddialarını bombardıman halinde yayınlayacakları belgesel ve haber programları hazırladıklarından emin olunuz.

Kesinlikle yeni bir atak hazırlanıyor. Şu sıralarda ortamın nasıl gevşediğine bir bakınız. Beylerbeyi sesini yükseltmeye başladı ve belediye seçimlerine doğru hızlanacaktır. Hiç şüpheniz olmasın, her şey hazırdır bir süre sonra başlarlar bombardımana.

Bütün bu Ulusal değerlere karşı yapılan saldırılara rağmen, 01.2009 itibari ile işbirlikçi yandaş Medya da, sanki Ulusal çıkarlara sahip çıkıyormuş gibi söylemler yükselmeye başladı. Bu biraz garip gelmektedir ve izlenmesi ve temkinli olunması şart bir olgu olarak durmaktadır.

Bir süredir yaşadığımız bu sessizlik çok manalıdır, kapsamlı olarak planlanan ve büyük ihtimalle bizim belediye seçimleri ile hızlanacak bir plan var gibi duruyor. Bu plan, giderek hızlanacak yayılacak, Gazze deki olaylarla da paralel gelişecek, büyük bir enformasyon saldırısnın hazırlığına yönelik gibi duruyor.

ÖCALAN BARZANİ ARASINDA ÇELİŞKİ

İmralı ya yerleştirilecek bazı PKK elemanları söylentisi yayıldı ortalığa. Yaratılacak bir özgürlük savaşı önderleri imajı ve bu yönde oluşacak eylemler de, bunu tamamlayacak bir çaba gibi durmaktadır.

Burada da bir gariplik vardır, çünkü Abdullah Öcalan, Anti Emperyalist açıklamalar yapmaktadır, fakat PKK konusunda ABD, PKK bizim düşmanımız derken, nefretleri Abdullah Öcalan a çekmekte, öbür yandan da Barzani eliyle PKK yı kullanarak şehir gerillalarını da içeren asıl tehlikeli oluşumunu tetiklemektedir. Bu gibi konuları deşifre ederek, bu manevralara karşı uyanık ve hazırlıklı olmakta fayda vardır.

Bütün bunlar başladığında, batıdan gelecek anti Demokrat despot yönetim suçlamalarının da bombardıman halinde başlayacağından şüpheniz olmasın. Yani büyük ihtimalle Ortak akıl devrimi bizim yerel yönetim seçimleri ile tekrar başlayacaktır. Bu konuda en büyük destekleri, bir Fethullah tarikat destekleri ve iki Kuzey ıraktaki yapılanma ve ABD’dir. Orta Doğudaki yapılanma bizim için en büyük tehdidi oluşturmaktadır.


Bundan çok daha kapsamlı bir strateji için, CIA’nin, President OBAMAYI çok güçlü bir enformasyon unsuru olarak motive ettiğinden emin olunuz. CIA President Obama ya, dünyadaki politikalarını nasıl aktardı dersiniz?

Dahası bu Dünya görüşü ile doldurulan ve çok geniş bir kitlenin sempatisini toplayan bir Siyahî OBAMA karakterinin, ABD’nin Dünyadaki bu sahte bayrak stratejileri için oluşturabileceği kamuoyu desteğini tahmin edebilir misiniz?

Onun konu mankeni olarak destek vereceği Demokrasi getirme operasyonları masalı, Güçlü bir Enformasyon ağı ile yayılarak, bir kısım Dünya kamuoyundan onay alabilir. Bu da bütün Dünya ve bu bölge halkları için yeni yıkım ve sıkıntı anlamına gelecektir.

Emperyalistlerle bir olup kendi ordunuza saldıracak kadar şaşırmış kesimler varken, bu palavralara kanıp da, hala anlamadan düşmanlara ve işbirlikçilerine oylarınızla bu gücü verirseniz, kendinizi karınızı kızınızı Irak gibi bir ortamda bulursunuz bilesiniz. Dahası bu vatan uğruna ölen, sıkıntıya giren ve sizi aydınlatmak için kendi çıkarlarını bir kenara itenleri de artık yanınızda bulamazsınız. Iraktaki ABD askerlerin çektiği tecavüz fotoğrafları internette bolca mevcuttur girip bakınız.


Tabiî ki amerikan halkının tamamı kötü değildir, ABD yönetiminin Dünyadaki yanlışlarına karşı çıkan Amerikalıları hepimiz biliriz. Bu yüzden kendi yönetiminin gazabına uğrayan ve sağduyu sahibi kitlelerden destek alan birçok gönlü güzel Amerikalı vardır.

Bilindiği gibi, Askerden dönüp bu işleri protesto eden ve gördüklerini Dünyaya yayan Amerikalılar da vardır. Dahada genellersek, Dünyada bölge halklarının haklarına sahip çıkan biz gibilere dost, her Irktan insanlar vardır. Dünya halkları kardeştir, bu unutulmaması gereken bir husustur, Emperyalizme karşı çıkarken bu önemli ayrıntıyı unutmak, insanım diyen kimseye yakışmaz.

ABD yönetimi ne kadar fevri davransa da, bu kitlelerin sağduyusundan çekinmektedir ve bu yüzden bu kitleyi uyutup, ikna edecek yöntemler geliştirmektedir. Yukarda bahsettiğim gibi, bütün bu itiş kakış sonucunda, Emperyalist zihniyetler bir üçüncü dünya savaşını göze alamasa bile, bir ganimet paylaşımı mümkündür.

Ayrıca, bu Stratejilerle ortaya çıkacak toplu durumdaki savaş Ekonomisi, Çoluk çocuk, Kadın vs. bölge halklarının ölümü pahasına olsa da, silah üreten bütün süper güçleri memnun edecek gibi durmaktadır.

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş





NOT: YURTSEVER YURTTAŞ BLOG SAYFASINDA YER ALAN ARAŞTIRMA VE YAZILARIN BÜTÜN HAKLARI MAHFUZ’DUR KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILMASI DURUMUNDA YASAL İŞLEM YAPILACAKTIR.






5 Ocak 2009 Pazartesi

UYUYANLAR UYANIN ortam boş kalıyor taşlar bağlı…

You tube bir an önce açılmalıdır!

Bir yazıma yorum yazan zeki kardeşlerimizden biri bakın ne yazmış, adı Tolga, bende katılıyorum bu yoruma.


* You - Tube sitesini Atatürk’e hakaret içeren filmler olduğu için değil Fetullahın Hıristiyan misyoneri olduğunu belgeleyen filmlerden dolayı Türklere kapattılar…Esas amaç Fetullah gerçeklerini Türklerin bilmemesini sağlamak. Burada da Atatürk’ü kullandılar ya helal olsun.*

Evet, bu dikkatli Arkadaşımızı tebrik ediyorum. Google a İrtica ya da Fethullah Gülen videoları yazın bakın neler geliyor, seyredin her şey ortada. Ayrıca internet olduğu gibi bu görüşlerle dolu, hiç boş durmuyorlar, devamlı kendi yorumları ve görüşleri ile dolduruyorlar internetteki alanları yorumları. Bu gibi çevrelerce içerde Atatürk’e, Ordumuza, Yüce yargıya, Türklüğe hakaret ve saldırı ayyuka ya çıkmış durumda, üstelik 301 in tepesinde tepiniyor birileri, hal böyleyken You tube yasaklansa ne faydası olur, her zamanki gibi bu bir hiledir.

UYUYANLAR UYANIN, ortamı boş bırakacak zaman değildir. Gençler kendinizi önemseyin, çünkü önemlisiniz ben yazacağımda ne olacak demeyin. İnceleyin ve yazın, bunun topluma hizmet dışında, ilerde gelişmenize katkıda bulunup nasıl işinize yaradığını görürsünüz. Çekinceleriniz varsa yorumlarla başlayınız, sonra ilerletiniz, hata yapmaktan korkan hiçbir şey yapamaz, yorumların da anketler gibi önemli ve çok büyük etkisi vardır.

Biz kaç kişiyiz’ciler, inceleme, eleştiri ve görüşlerinizi, her yere yazınız, bombardıman halinde yazı, makale ve yorum yazınız, tespit ettiğiniz üçkağıt ve suçları yazınız. Başkalarının komutunu beklemeden, kendi hür fikriniz ve vicdanınızla yazınız ve internette dolaşınız, lokal kalmayınız her yerde olunuz.

Evet, You tube bir an önce açılmalıdır! ATATÜRKE saldırı varsa biz cevabını veririz, ayrıca tüm dünya gördükten sonra biz görmesek ne olacak. Sadece bizim bayraklarına saygı gösterdiğimiz bu aşağılık saygısızlara cevap vermemiz engellenir. Ayrıca Fethullahçıların ve sahtekarların işine yarar. Bu zihniyetler çaktırmadan sineğin yağını çıkarmayı iyi bilirler ama aydınlıkta saklanırlar, açın ışıkları aydınlansın her yer…

UYUYANLAR UYANIN, ortam boş kalıyor taşlar bağlı…
Bu konuda baskı yaratın, You tube bir an önce açılmalıdır!

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

Bu yazı, Mart 26, 2008 Tarihinde İlk Kurşun gazetesinde yayınlanmıştır.