24 Ağustos 2009 Pazartesi

KÜRT YADA DEMOKRATİK AÇILIM PALAVRASI!

Bildiğiniz gibi, bazen Kürt açılımı denilen, bazen Demokratik açılım denilen bu AKP meselesinin içeriği büyük merak konusu olmuştur.

Yine bilindiği gibi, bu meselede APO büyük ağırlık taşımaktadır ve aslında, ABD nin politikalarında ağırlık taşıyan Apo, Siyasalda öğrenciyken ABD'nin hedefindeki sol hareketin içindeydi.


APO
, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan vs. vs. gençlerin arkadaşıydı ve eylem birliği içindeydi. Yaşasın ''Türk ve Kürt halklarının kardeşliği'' sloganını bu gençlik ağızlarından düşürmezlerdi, çünkü ezilen halklar adına hareket ediyorlardı.

Soğuk savaş döneminde, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan vs. gibi Antiemperyalist gençlerin veya Din elden gidiyor, Komünizme hücum sloganı ile kendi kardeşlerine karşı kışkırttıkları Türk gençlerinin ölümü, şimdilerde Kürt açılımı denilen üçkağıdı destekleyen Emperyalistlerin, çok ince faaliyetlerinin sonucudur.


Peki, bu Antiemperyalist gençleri ve manevi duygularını kışkırttıkları gençleri ölüme götüren, astıran Emperyalistler, niye APO’yu destekleyerek onun vasıtası ile PKK’YI büyüttü? ABD, teslim ettiği APO'nun asılmasını niye engelledi? Dahası şimdi aleni kullanıyor.

Şu sıralarda büyük bir çelişkide şu, eski Sol kesimin dilinden düşmeyen ''Türk ve Kürt halklarının kardeşliği'' sloganın devamında pişirilen, ‘’KÜRT AÇILIMI’’ palavrası, niye bugünlerde DİN bezirgânlarının dilinden düşmüyor? Üstelik ABD nin desteğinde ve himayesinde gelişiyor.


Bunun sebebi açık, binbaşı noel vasıtası ile ayaklanmalar tertiplendiği zamanlar, aşiret çekişmeleri yüzünden bunu başaramayan Emperyalistler, o zamanlardan beri kurdukları Kürt Enstitüleri eliyle Millet yaratmaya çalışıyorlar. Bu planlara da Demokrasi bahane ediliyor.

Peki nedir bu Demokrasi? Hangi alanda özgürlük var ki günümüzde?

Öncelikle özgür delegasyon gerçekleşmeden, siyasi partiler kanununda değişiklikler yapılmadan, dokunulmazlıklar kalkmadan Demokrasi olmaz. Sayın Ecevit’in çok yoğun olarak üzerinde durduğu ama uğraşamadığı Sivil Toplum Örgütlerinin yasamaya katılımı için uyum yasaları meselesi çözülmeden, bireysel hakların ucu bucağı belirlenmeden, Demokrasi falan olmaz.

Bu konularda hiçbir çalışma ve çözüm olmadığı halde, Sivil Toplum öegütlerinin yasamaya katılımı gerçekleşiyormuş görüntüsü yaratılıyor. Bu yolla sahtekarca Domokratik uygulamalar yapılıyor havası veriliyor.

Demokratik açılım yapılacaksa niye bunlardan başlanmıyor? Bir tek özgürlük Kürtleremi? Hepimiz sürünüyoruz bu ülkede, kazanılmış haklarımız bile gasp ediliyor sürekli, Demokrasi de palavradan ibaret. Bu gibi temel sorunlar niye düzeltilmiyor? Bu arada bireysel haklar, içler acısı durumda.

BUNCA KEYFİ UYGULAMA NASIL YAPILIYOR!


Sivil Toplumun yasama ve yürütmenin üzerinde denetimi olamadığı için yapılıyor bunca keyfi uygulama ve vurgun, yapılanma yanlış. Eski uyanıklar kendilerine göre ayarladı, bunlar üstüne kondu bu vurgun sofrasının. Sivil Toplum Örgütlerinin yasamaya katılımı yada doğru bir denetim gerçekleştiği zaman Milli irade bende diyebilecek mi bu parti?

O zaman oy denilen vekâletlerle, Milletin varlıkları konusunda Washington mutabakatı doğrultusunda Devlet sırrı kapsamında işlem yürütebilecekler mi cümle uyanıklar? Bütün Partilerde özgür delegasyon işlemiyor, sistem tepe atamaları ve hiyerarşi yağları ile yürüyor. Demokrasi nerede?

Millet üç kuruşa talim ettiriliyor maaşların adı işgücü maliyeti oldu, tüketimin devamını garantilemek için kredi kartları Millete yutturuldu, 12- 18 ay taksitlere bağlanarak insanlarımız kürek mahkumu haline getirildi.


Hiç düşündünüz mü? Gayrı safi Milli hasıla nedir? Refah payı niye bu kadar düşük tutuluyor? Washington mutabakatı nedir? Washington mutabakatı doğrultusunda neler planlanıyor? Abant toplantısından önce, Nazlı ılıcağın toplantılarında ve Abant toplantısında neler planlandı?

Doğuda, Ağalık meşhur, berdel, çoklu evlilikler dâhil bir sürü sömürü kaynağı var, yakın bir zamanda ABD'nin Demokrasi getirdiği Irak’ın kuzey bölgesinde Kürt kadınları çok evliliğe karşı yürüyüş yaptı bu niye öne çıkmıyor? İç işleri Bakanımızın bile Ağa olduğu söyleniyor.


Bütün bunlar bir yana, şu haber manşet oldu, Savcı kararı ile Emniyet özel komisyon kurarak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden (ÇYDD) burs alan 15 bin kız öğrencinin terör örgütleriyle bağlantısı olup olmadığını araştırdı.

15 bin kardelen kız öğrenci zan altında tutuluyor, bir sürü aydın münevver de çorba haline getirilen iddianamelerle kilit altında. Bu mu Demokratik açılım? Bu mu birey hakları? Bu mu insan hakları? Bu mu Demokratik açılım? Utanmaları lazım bu planları yapan ve uygulayanların.

Evet, bırakın diğer insan hakkı ihlallerini, 15 bin kardelen kız öğrenci zan altında tutuluyor, sadece bu bile anlatmaya yeter rezilliklerini. Şimdi soruyorum, bunlar mı nesilleri yetiştirecek? Bunlar mı Türkiye de Çağdaş dönüşümü gerçekleştirecek?


12 Eylül ve öncesi binlerce genç ABD nin entrikaları sonucu bunların daha beterini yaşadı, ABD şimdide bunu kaşıyor, inşallah bu reziller o hale getirmezler bu işi. Demokratik açılımmış, Kürt açılımıymış, hadi len.

Aslında Türk ve Kürt Halkının sorunları ortaktır, her şey bitti, sadece ABD için öncelikli olan ve İsveç Fransız Kürt Enstitülerinde pişirilen bu Kürt açılımı yutturmaca sı mı kaldı, her kes anladı artık, bunların çıkarı için yapmayacağı şey yok.

BU İŞ KİME YARAR?


Bu oluşum Emperyalistlerin desteğinde gelişen ve onların çıkarına çalışacak bir seyir izlemektedir. Sanki senelerdir bütün Türkler Rantı paylaşmış yemişte Kürtler ezilmiş gibi bir hava yaratılıyor, ABD ve AB de bunu destekliyor. Yahu yemeyin bizi, bütün geri kalmış ya da gelişmekte olan ülke halkları hepimiz perişanız bu bencillikler ve küresel sermaye karşısında, sizin uyanıklar bizim uyanıklar, onların uyanıklar bir oldu hepimizi yedi, bunu anlamayan ya aptaldır, ya da oda uyanık.

Kürt denilen, Türk ulusu içinde kaynaşmış ve mutlu olan ve her meslekte, her görevde, her makamda, her sektörde var olan bu kardeşlerimizi asimile gösteren bu zihniyet güvenilir değildir. Hem Türkiye’nin kaynaklarından beslenmekte, hem de büyük Kürt Devleti hayallerini uzun süredir işleyerek Millet yaratmaya çalışmaktadır, çünkü bu bölgeyi parçalamanın bir yoludur bu.

Bu hayal bir sürü insanın hayatına mal olmuş, bir sürü kandırılmış Anadolu çocuğu da dağlarda boşu boşuna ölmüş ya da sürünmüştür. Dağa çıkarılan Kürt kızlarının dramı ise başlı başına inceleme konusudur.

MUSTAFA KEMAL MİLLETİ İLE KOL KOLA GİREN İÇİMİZDEN BİR KAHRAMANDIR.

Bunu, tekrar, tekrar söyleyeceğim! ''Mustafa Kemal Milleti ile kol kola giren, içimizden bir kahramandır.'' İnsanlık onurunu Türk Milletinin içine işlediği gibi, dünya halklarına da örnek olmuştur. Liboşların çok eleştirdiği Devletçiliği de, özelleştirme vs. sahtekarlığı ile varlıklarını satıp Milleti sömürecek uyanıkları engelleme ve milletin ve nesillerin haklarını koruma kaygısından gelir.

Son zamanlarda sosyal devletin varlıklarını satıp savıp, milletin nasıl üç kuruşa muhtaç bırakıldığı da, bu kaygılarında ne kadar haklı olduğunu göstermektedir. Şimdi sıra doğudaki kaynaklarda.

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

23 Ağustos 2009 Pazar

HERKES AKLINI BAŞINA TOPLASIN BÖLÜNME VE ÇATIŞMA SÜRECİNE GİDİYORUZ!

Şu sıralarda bazı Ulusalcı nitelenen Televizyonlara bir bakın, kaç kişi kaldı, konuşan, faaliyet gösteren? Şimdi şikâyet ediyorlar konuşacak kimse kalmadı diye.

Bir süre önce, ağzınızla kuş tutsanız abzurt konular hariç, çabalarınızla ilgili telefonlarınıza cevap bile vermezdi bu kuruluşlar.


Birde egosantrik karakterlerimiz var ve uzun süredir çıkışlar hep egosantrik özellikteydi. Herkes ben diye ortaya atladı peşimden gelin dedi, ne tarafa koşacağını şaşırdı vatandaş.

Ayrıca numaratöre bağlandı kitleler, parçalara bölündü azınlık gibi göründü.

İNTERNETTE ve SAĞDA SOLDA ÇOK BÜYÜK BİR POTANSİYEL BU DURUMDAN RAHATSIZDI.

Evet, geniş bir sahada ve internette, arka planda hiç bir çıkar düşünmeden fedakârca çalışan ve ön plandakilere avantaj yaratan büyük bir kesim var. Bu kesim önemsenmeli ve kol kola girilmeliydi, ama ön plandaki ben merkezciler, bunların fikirlerinden faydalandı ama adını bile anmadı, kol kola girmedi, birçok hocamız ve kardeşimiz fedakârca cebinden harcadı direndi ama sesini duyuramadı.

Bu fedakâr insanlara, Atatürkçü görünen bu Medya ve egosantrik ( Ben merkezci ) yapı yer ve önem vermedi, biz yaparız havasına girildi. Programlarına telefonla bağlayıp, ''vatandaşlarımız neler de düşünüyor'' demekle yetinip reytinglerine malzeme olarak kullandı.

Karşı çevreler en basit hareketleri bile destekler, mükemmel bir örgütlenme sergilerken, bu tarafta aymazlık yüzünden ben merkezci odaklar tarafından birçok kişi dışlandı, imkânsız ve çaresiz bırakıldı. Bir taraftan da her kese görev düşüyor diye anonslar yapıldı, ama ayağa kalkan dışlandı kale alınmadı.

Buna bağlı olarak, birçok sivil toplum örgütü köşeye sıkıştı ya kapandı ya da imkânsız kaldı. Birlik yaratılmadı, belli bir potansiyeli taşıyan kitleyi önemsemeyip arkasına almadıkları için ön planda olan benmerkezciler giderek yalnız kaldı, şimdide şikâyet halindeler. Bu aşamadan sonra kimi kime şikâyet edeceksin? ABD suyumu bulandırıyorsunuz sizi yiyeceğim diyor.

ŞU ANDA EMPERYALİST DESTEKLİLER VE ÇOK İYİ ÖRGÜTLÜDÜR!


Şu anda karşı cephe Emperyalist destekli ve çok iyi örgütlüdür, yurtsever Cephe dağınık ve toplayacak kitleyle bütünleşecek kurum yoktur. İnsanları toplayacak Demokratik bilinci verecek, mevcut yapının sanal Demokratik görüntü olduğunu, aslında Despot bürokratik bir yönetim oluşturulduğunu anlatacak bir yapılanma yoktur.

Bir şey itiraf etmek lazım, uzun süredir en önemli direnci Ulusal kanal ve Aydınlık cephesi verdi bu yüzden en başta ve en büyük darbeyi onlar yedi, işin tuhafı yayınladıklarını belli bir bilinçli kesim dışında kimse okumadı.

Üniversite gençliğine laf söylüyoruz da acaba büyükler çok mu mükemmel? Doğu Perinçek seneler önce, ABD Türkiye ye saldıracak dediğinde, herkes deli dedi. İşte balon kafaları bile kale alıp önemli insan muamelesi yapan ve kullanan düşman kapıda.

Bir an önce birbirimizi önemsememiz ve birleşmemiz lazım. Bu yapılamazsa sonuç hüsran olacaktır, bireysel hareket eden ve herkesin peşinden gelmesini bekleyen egosantrik ben merkezlerin cephanesi bitmek üzere.


Son zamanlarda, Sayın Bahçelinin çıkışı dikkat çekiyor, ama Cumhurbaşkanlığı seçimindeki payı sonuç olarak şimdiki duruşunu gölgeliyor, ama yinede Emperyalistlere karşı bu vatanı savunmaya hazır tavrı dikkat çekicidir.

YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ KARDEŞLİĞİ SLOGANI!


Apo, Siyasalda öğrenciyken sol hareketin içindeydi, yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği sloganını ağzından düşürmeyen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan vs. gibi Antiemperyalist gençleri ve Komünizme hücum sloganı ile bunlara karşı kışkırttığı bir sürü Türk gencini astıran Emperyalistler, niye APO’yu destekleyerek onun vasıtası ile PKK’YI büyüttü? ABD teslim ettiği APO'nun asılmasını niye engelledi?

Büyük bir çelişkide şu, eski sol kesimin dilinden düşmeyen ''Türk ve Kürt halklarının kardeşliği'' sloganın devamında pişirilen ‘’AÇILIM’’ palavrası niye bugünlerde DİN bezirgânlarının dilinden düşmüyor? Ordu ne yanda? Diğer Kurum ve kuruluşlar ne yanda? Kavram kargaşaları, bilgi kirliliği had safhada, entrika, sahtekârlık ayyuka ya çıkmış durumda, kim kimdir cibilliyeti nedir.

Bütün bunlar merak konusu.

Bunların cevabı sert konuşup ipleri gerince ortaya çıkar, ama bu sahtekârlar kalp hastası Yurtseverleri bile terörist yerine koyarak temizleme yoluna gidiyorlar. Bu yüzden bunlara bu kozu vermemek lazımdır, bilhassa gençlere sesleniyorum dikkatli olunuz, eylemleriniz yasal olmalı.


Buna bağlı olarak, yasal çerçevede ipleri iyi gerelim ve hangi kurum ne yanda Atatürkçü yurtseverler kim? Atatürkçüyüm deyip düşmana çanak tutan sahtekâr Emperyalizmin uşakları kim? Gerelim ipleri yalanlar silinsin gerçekler çıksın ortaya.

Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş

12 Ağustos 2009 Çarşamba

BÖYLE GİDERSE, HERKES KENDİNİ, KIZINI, NAMUSUNU, EMPERYALİSTLERİN KUCAĞINDA BULACAKTIR.

Yine cemaatçilerin patırtıları durdu, gündem değişti ve Fotokopi sahte belge ile yaratılan onca iftira, fitne fücur hasıraltı edildi. Kendi Milletinin ordusuna atılan bu utanç verici iddiaları bombardıman halinde sıralayanlar sanki o saldırıları yapmadılar.

Uzun süredir üzerinde tartışılan sahte belge konusu çok dikkat çekici bir seyir izliyor. Belge denilen ve belge olduğunda ısrar edilen bu metnin fotokopi olduğunun anlaşılmasına rağmen, bu haberleri derleyen kişiler tarafından hala el altından yayın yapılıyor.


Evet, sinsi düzeyde halen devam ediliyor bu kampanyaya ve sahte bir belge ile bunları yaptıkları ve bu suç olduğu halde, bunlara karşı harekete geçen hiçbir adli merci yok, bir süre sonrada tekrar alevleneceği kesin… Bütün bunlar, Deniz feneri gibi hasır altı edilerek, gündeme Kürt açılımı olarak lanse edilen çapı ve sonu belirsiz girişim oturtuldu.

Bu çabaların, bölgede çıkarları olan Atlantik ötesinden bağlantılı olduğu ve yeni oluşturulan ABD merkezli ve kapsamlı bir stratejinin bir aşamasını geçmeye yönelik olduğu da açık. Zaten incelendiğinde, 11 Eylül den başlayarak sürdürülen ABD stratejilerinin uzantısı olduğu da ortada. Bu açılım sadece bir aşama ve Said’i Kürdi bağlantısı da mevcut.

Dahası ivmelendirme çabalarından belli bir süreci kapsadığı ve bu startı takip eden halkla ilişkiler faaliyetlerine bakılırsa devamlılık içerdiği ve stratejilerin yürütülmesi için elzem olan halk desteği için çaba sarf edildiği de belli.


Ayrıca bu belge denilen metnin içeriğine ve bu süreçteki faaliyetlere bakılırsa, ABD ve AB merkezli çevrelerin Üniversiteleri vasıtası ile övgüler düzdüğü Gülen hareketinin, yasal bir zemine çekilmeye çalışıldığı da görülmektedir.

Bu yandaş Medya sahte belge bombardımanı da, Fethullah kesiminin bu Stratejide ağırlık taşıdığını göstergesidir. Bu aşamada çeşitli sözcülerin ve yerli NEOCONLARIN, deştiği meseleler, işlediği haberler, belgesel ve demeçlerle kamuoyunda kanaat yerleştirme çalışmaları dikkatimi çekiyor.


ÖNCELİKLE ŞUNLAR DİKKATİMİ ÇEKİYOR;


1- Bir süre önce Belçika Türbanlı Milletvekili haberi kullanılarak, Türban konusu gündeme taşındı ve ileriye dönük kullanıma hazırlandı.

2- Lider konumunda olan kişilerin, hastalık tedavi konuları basına taşınarak, fedakâr hizmet veren mağdur halk çocuğu imajı tazelendi.

3- Bu gibi fotokopi belgelerle Despot eski yönetimlere karşı mücadele eden Demokrasi yanlısı Özgürlük havarisi imajı ivmelendirildi.

4- TSK nın dirayeti ve soğukkanlılığı ile ortaya çıkan son fotokopi sahte belge ( Kağıt parçası) ile yargılama sahtekârlığını, gerçekmiş gibi dayatarak yoklama çektiler ve bir anda çekiliverdiler. Bu yolla, hain yerli NEOCONLAR vasıtası ile; ''İktidar savaşı var, eski derin suçların hamisi Despot Asker elindeki iktidarı kaybetmemek için çabalıyor'' kanaati ısrarla işlendi ve yerleştirildi.

5- Buna bağlı olarak, bazı yurtsever Subayların terfileri engellendi. Ayrıca, ‘’Kurumlar arası uzlaşma var,’’ açıklamaları ile eskiden beri fısıltı ile ortaya yayılan, ‘’TSK payını alırsa susar’’ dedikoduları sağlamlaştırılmaya çalışıldı ve psikolojik savaşta bir adım daha atıldı..

6- Yandaş bir gazetede yayınlanan TSK içindeki F tipi kadrolarla başa çıkamayacağını anladı mesajı verildi. Ayrıca ABD nin çevirdiği dolapları TSK ya yıkarak, biz senelerce darbe yapan Askerleri alt ettik, yargıladık yargılayacağız, bunu başardık imajı verildi. TSK'ni kendimize tabi kıldık ve giderek bazı Komutanları daha da yargılayacağız kanaati yaratılmaya çalışıldı.

7- Yine bu sahte belgeyle, Mağdur Demokrat Halk kahramanı imajı tazelenmeye çalışıldı, beceremeyince hasıraltı edilmeye çalışılıyor, çünkü bu işte hedeflenen asgari fayda yeterli sayıldı.

8- Ortam gerginliği düşürüldü ve Uluslar arası anlaşmalar, çeşitli dış gezi veya içte yürütülen açılış kongre, röportaj, oturum vs. ve G3 Teknolojisi malzemesi ile desteklenen halkla ilişkiler yöntemleri kullanılarak, iyi hizmet veriyoruz Memleket bizim sayemizde gelişiyor imajı yaratıldı. Her tarafa dağılan Parti mensupları ile sürekli kılınıyor, Kürt açılımı Kardeşlik açılımı oldu ve iyi niyetli insanlar postuna bürünüldü...

9- Fotokopi belge aracılığı ile, ABD ve birçok Emperyalist ülkelerin Üniversitelerinde lanse ettikleri Fethullah hareketine meşru temel yaratılmaya çalışıldı. ABD ile işbirlikçileri tarafından, Fethullah mensupları ve çeşitli yan destekçileri, Kürt potansiyeline bütünleştirilerek, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, İran benzeri halk hareketleri ne hukuki zemin hazırlandı ve süreklilik sağlandı.

10- Yine bu sosyal patlamalar için, eski dönemlerdekine benzer, ayrıca tehdit unsuru olarak da işe yarayabilecek bir Türk İslam sentezi hareketi ivmelendirmeye çalışılıyor ve iç çatışmalar için, Solcu - Sağcı, laik - dinci zıtlaşması ya da Alevi - Sünni vs. dini ayrılıklar körükleniyor, ayrılıkçı unsurlarda bu işlerde gönüllü çalışıyor, Marksist yada vs. örgütler kuruyor...

11- Ellerinde turuncu yada mor renkli kıyafet ve pankartlarla sanal darbe karşıtı demokratik gösteriler tertipleniyor.

12- Eski SSK hamlesi vs.unsurlar ve en son Sigara yasağı ile toplum sağlığı mesajı verilerek, paralı hale getirdikleri sağlık işlerini ( Sağlık güvencesizliğini ) gözden kaçırıp, sanal toplum yararına işler yapılıyor havası yaratılıp, olumlu puan alınıyor… Arkasından seçime yönelik halklailişkiler çalışmalarında, çok yönlü fayda sağlayacak İçki yasağı gelecek.

13- İmam hatip katsayı hamlesi, Ruhban okulu, Ermeni açılımı meselesi ve Kürt açılımı ile olumlu sorunlar çözülüyor imajı sağlanıyor. Eğitimde Üniversitelerdeki Bilim kadrolarını da kapsayan bir kadrolaşma planlanıyor. Bu kadrolar yurt dışında eğittikleri militanlarından oluşacak. Bu yolla Üniversite Hastanelerinde de hakimiyet planlanıyor.

14- Bu strateji, bu açılımların yarattığı sorunların, yani olası sınır ihtilaflarının, uluslararası düzeye taşınması ile sonuçlanacak bir süreç tetikleniyor.

BİR İLERKİ AŞAMA İÇİN GÜVENOYUNA İHTİYAÇLARI VAR!


Belediye seçimlerindeki yetersiz oy potansiyeli, işbirlikçileri ABD stratejilerine uygun ivmelenme yaratmalarına yetecek halk desteğinden yoksun bırakmaktadır. Bu yüzden hem karşılarındakilere büyük bir darbe vurmak, hem de ABD vasıtası ile garantiledikleri Kürt desteğine ek olarak, yeterli genel oy potansiyeline ulaşmaları gerekmektedir.


Bunların bu yöndeki entrika içeren faaliyetlerinin, önemle üzerinde durulması ve zaman kaybetmeden deşifre edilmesi gerekir, bu yapılırsa etkisizleşir.

Bu faaliyetlerle, halkın kafasında kesin kanaat yerleştirerek taban oluşturmayı ve amaçlarına uygun hukuki zemin yaratarak hedefe ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Zamanında fark edilemez ve deşifre edilemezse, boş ortam ve kaybedilen zaman, bunlar için avantaj oluşturur, tezlerini yerleştirir pekiştirirler, bu güne kadar attıkları goller bu yüzden gerçekleşti…

TSK’yi hedef alan bu saldırılarla da, bu strateji doğrultusunda en büyük engel olan TSK aleyhine kesin itham yaratarak bu Kurumu sindirmeyi, içten sarsmayı deniyorlar. Ergenekon dalgaları ile de Milletine bağlı Subayların terfisini yakmayı ve Emperyalistlerin yandaşlarının terfi ederek TSK içinde hâkim olmasını amaçladıkları kesindir. Bu yüzden de her konuda da zaman kaybı son derece sakıncalıdır, bir sürü suç işlemektedirler, bunların suçlarının ve sahte belge konusunun üzerine gidilmelidir.


ABD den mi korkuyoruz, niye suçları cezasız kalıyor? Önümüzdeki aylarda ABD ile birlikte söz konusu seçime yönelik planlamalar yaptıkları kesindir. TSK ya karşı yürütülen saldırılardan sonra, aşamalı olarak gelişecek halkla ilişkiler çalışmalarında bir başka zafiyet ve itibar kaybı yaratacak planlamanın varlığı da hissedilmektedir.

YENİ BİR HAREKET BAŞLIYACAK!


Evet, yukarda bahsettiğim faaliyetlerle oluşturulan alt yapı üzerine inşa edilecek bir strateji mevcut gibi duruyor. Bilindiği gibi bu sıralarda en dikkat çeken uygulamalardan biri sigara yasağı oldu. Sigara yasağı ile de olumlu puan alındı…


Bu alt yapı hazırlığından sonra seçim propaganda atağı, ortaya atılacak bir alkol yasağı tartışması ile başlayabilir. Gerçekleşmesi gerekmez, çünkü yandaşlarının pompalaması ile bir sürü geri zekâlının ortaya pırtlayacağını biliyorlar.

Bunların ortaya fırlaması ile alevlenecek böyle bir tartışma, yandaş ve orta yolcu Medyada çok noktadan açılacak, ''Ordu evlerinde içki içilecek mi'' tartışmaları ile ivme kazanabilir. Bu yolla, YAŞ toplantısından sonra, ''Sayın, GÜL ün Komutanlara şarap ikram etti'' haberleriyle de desteklenen ve TSK’nin şimdiki Komutanları ve yönetimini el altından aşağılayacak bir atmosferi yaratmak mümkündür.


Böyle bir tartışmanın başlamasıyla birlikte, karşı çıkanların eski despot kötüler ve bütün kötülüklerin anası içkiyi savunan sarhoşlar yerine konması, bunun giderek Ergenekon sarmalına paçal edilmesi ile artı puan toplamaları mümkündür.

Bütün bunlara bağlı olarak, bazı antiemperyalistleri paketleyip susturmak ve ortamı sarsıp gard düşürmek için, önümüzdeki süreçte bir iki Ergenekon tutuklama dalgası da olasıdır. Bütün bunların çeşitli araçlarla, ‘’Açılımlara’’ engel olan Ergenekoncular, inanç özgürlüğü, Türban vs. konularla bütünleşmesi ile birlikte, etki alanlarındaki seçmen kitlesinin kanaatlerinin yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.


Büyük bir ihtimalle, bu ana planlama doğrultusunda planladıkları bu hareketi, gürültülü bir şekilde ivmelendirmeyi ve seçime giderek ihtiyaçları olan önemli halk desteğine ulaşmayı planlıyorlar. Emniyet elde, yargı kontrolünde, yukarda bahsi geçen alt yapının hazırlanmasına ya da hazırlanamamasına bağlı olarak, renkli bir devrimin gereksinmesi olan halk desteğini almak için bir atak yapılacağı hissediliyor, hep birlikte izleyeceğiz.

ABD IRAKTAN ÇEKİLECEK Mİ? YOKSA BİZE Mİ TAŞINIYOR?


Bunların yandaş Medyası ve orta yolcu Medya, uzun süredir ABD’nin Iraktan çekilmesine günler kaldı diye müjdeler veriyordu şimdi çıt çıkmıyor. ABD’nin AKP’nin onayı ile bizim üstümüzden çekileceği kesindir, adamlar sürekli ABD de ye gidip geliyorlar. Bu konu önemlidir, ABD Iraktan çekilecek mi? Yoksa buraya mı yerleşecek? Birlikte yapılan Plan ne? Niyeti buysa neremize yerleşecek? Malum Üsleri ne oranda ele alacaktır, Nükleer füzelerin bizim burada olduğu ortaya çıkmıştır.

Bizim AKP’lilerin, ABD ile nasıl sıkı fıkı olduğu Medyadaki yayınlarda görülüyor, her şey ayan beyan ortadadır, ABD nin Bop ve ilerisi planları yönünde hareket edildiği bellidir. Milletten gizli bu anlaşmaları yapanlara ne denir siz söyleyiniz. AKP’nin bu yaratılan saldırıya müdahil oluş şekli, tarafı ve sergilediği genel tavır ilginçtir. Yine sormadan geçemeyeceğim, bu durumda AKP’nin bu mevcut yaklaşımının yönü, neyi gösteriyor?


MİLLETİMİZE VE NESİLLERİMİZE NASIL BİR GELECEK HAZIRLIYORLAR?

ABD’nin Stratejileri ortada olduğuna göre, bizim toplumumuzun bu Stratejiler gereği ne duruma düşeceği, nasıl bir ateş hattında kalacağı, Mehmetçiğin kimler ve hangi çıkarlar uğruna hak ya da mok yoluna gideceği acilen tartışılmalıdır. Hani bir tiren var ya sen bu tarafa gittiğini sanırken o tarafa giden, işte o trendeyiz ve makinistler hepimizi uyutuyor ve şimdi tireni daha ileri götürmek için yeni vekâletler peşindeler.


Devlet sırrı vs. manevraları ile ağır, ağır Robocop ABD Devleti’nin kucağına çekiliyoruz. Ayrıca, bunları yapıp hala Atatürkçüyüm diye naralar atıp, bir yandan da yandaşlarına Atatürk’e küfrettiren sonrada ABD ye mavi boncuk atanların Karakteri, dürüstlüğü ve şerefi tartışmalıdır.

Bunu yapanlar aleni sahtekârdır, çünkü mevcut Robocop ABD ya da AB stratejileri ve işbirlikçilerinin niyetleri, ATATÜRK fikrine taban tabana zıttır. Globalleşmeci Ticari zihniyet için, Vatan, Millet, sevgi duygudaşlık yoktur. Monetarizm için varsa yoksa çıkar önemlidir, halk yoktur, iş gücü ve Tüketici vardır, iş gücü de ucuzdur ve her şey satılıktır.

Atılan imzalarla Milletin varı yoğu, hatta geleceği peşkeş çekilmektedir. İçimizdeki seçmen denilen ve hiç okumayan balon kafaların sayesinde kötü bir yöne çekiliyoruz. Her kes kendine çeki düzen versin ve iyiyi kötüyü iyi ayırsın. Aksi takdirde Allah kitap diye uyutulan bu gibilerin akılsızlığı yüzünden, herkes kendini, kızını, namusunu düşmanın kucağında bulacaktır, El Garib 'i unutmayalım dostu düşmanı iyi anlayalım..


Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş

31 Temmuz 2009 Cuma

YÜKSEK ASKERİ ŞURA KARARLARI MERAK KONUSUDUR!


Tayyip, üzerinde yükselecekleri 4 ayağa işaret ediyor. Bunu, Eğitim, Sağlık, Yargı, Emniyet diye ifade ediyor. Eğitimde imam hatip meselesi hafif kalacak, çünkü yurt dışında eğittikleri kadrolarını Üniversitelere ve Milli eğitimin tüm hiyerarşisine yerleştirmeye hazırlanıyorlar.

Milli eğitim, Emniyet ve yargıda yaptıklarından sonra, Araştırma görevlisi, Asistan, Doçent, Profesör düzeyinde, yani Bilim kadrolarında da kesin hâkimiyet planlıyorlar.

Sağlıktaki kadrolaşmada buna entegre, Eğitim ve Sağlıkta özelleştirme iteleniyor. Yargıdaki baskıları belli, despotik yaklaşımları ortada, Emniyetteki F tipi vs. yapılanma ayyuka ya çıkmış durumda, peki ya TSK ve YAŞ?

Bu noktada da, TÜRKİYEYİ bölmek lafı hafif kalır, uzun süredir Anti Emperyalistleri susturmak, yurtsever muvazzaf Subayların terfilerini yakmak için, ETÖ sarmalı ve PKK şahitliği ile iftira kampanyaları düzenleniyor. Anti emparyalistleri tıktıkları hücrelerin anahtarlarını, 3000 - 3500 sayfalık içinden çıkılmaz iddianameler yazarak denize atıyorlar.

Hedef Anti emperyalistleri susturmak ve muvazzafların terfileri engelleyip, kendi yandaşlarını veya ABD ye yakın duranları üst kademeye oturtmak ve TSK’yi kavramak. ABD, Türkiye’yi sadece bölmek değil, ön planda kullanmak savaşa sürmek istiyor, hainlerde buna çanak tutuyor. Zaten eskiden beri bilinen ama inkâr edilen ve şu sıralarda iyice açığa çıkan Nükleer silah meselesi de ortada

1 / 8 / 2009 – 4 / 8 / 2009 Tarihleri arasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanacak olan YÜKSEK ASKERİ ŞURA kararları genel olarak merak konusudur. Ayrıca, yaşadığımız süreçlerden sonra, ETÖ sarmalı sebebi ile terfisi yanacak subaylar var mı? Varsa kimler? Onların terfi edememesi kimlerin işine yaradı? Bunların yapısı ne? Bütün bunlar merak konusu.

Ayrıca, TSK’nin ABD ye bağımlılığı ne merkezde? Kahramanlıklarına sonsuz güvendiğimiz Komutanlarımızın ABD ye karşı tavrı ne durumda? Yada Ordu içine sızan harici işbirlikçiler avantajlı durumdamı? ABD’nin dayanılmaz ağırlığı vatan hainlerine teslimiyetle sonuçlanabilir mi? Komutanlarımız, teker, teker Emekli olacaklar mı?

Bu emeklilikler, Pervez Müşerrefi çağrıştırabilir mi? Çağrıştırırsa, bizler gibi fedakâr milyonlarca Mehmetçiğin kaderi ne olacaktır? Daha da önemlisi, senelerdir Atatürk söylemleri atanların itibarı ne...............

Neyse, yani halimiz ABD, yani …… yolunda nice olacaktır? Bir sürü cambaz türlü dedikodu yayıyor! Bu varsayımlara inanmak ve hiç aklıma getirmek bile istemiyorum. Sonsuz güven taşıdığımız Komutanlarımızın, bu konularda milyonlarca Mehmetçiğin öz güveni için kamuoyuna mesaj vermesi lazımdır.

Çünkü vatan hainlerinin fısıltı gazeteleri işliyor ve moral gittikçe çöküyor. İlerde davul zurna ile askere koşan vatan evlatları yerine, dolmuşa binip Afganistan, İran vs. cephelere gidecek nesillerimiz söz konusudur.

Bu arada Askeri şüra bitti, hemen arkasından, Sayın Gül Paşalara şarap ikram etti diye bir haber gazeteler de ve internette patladı... Buyrun cenaze namazına, bu laf nereye gider kimse ilgileniyormu? Bu sadece bir başlangıç ve bu durum içine çektiklerinde ne itibar bırakır ne şeref bu böyle biline.

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

22 Temmuz 2009 Çarşamba

MANDELAYI ERGENEKONMU HAPSETTİ?

Her kesin elinde dev aynası kimse birbirini görmüyor, büyük adamlar büyük işler peşinde. Çevre bilinci ve insan sevgisi lafta kalıyor hep, hayvan sevgisi ise içler acısı.

Anlaşılamayan bir şey var, büyük idealler, başarılar ve güzel bir gelecek, sevgi, saygı, empati gibi önemsenmeyen küçük işlerin arkasında duruyor aslında.


Evet, biraz dikkat edilecek olursa, bu işlere samimi çalışmayı bırakın, çalışıyor gibi görünüp çıkarını yürüten sahtekârların bile prim topladığı görülecektir. Bunca senedir bu dünyada doğru bir iş görmedim, durdurun Dünyayı inecek var diye bağırasın geliyor ama istediğin kadar bağır, bu reziller durmuyor...

Zaten dursa da Dünyayı rezillere bırakıp inecek değilim.


KÖLECİLİK

Sömürgecilik zamanlarının bile öncesinden beri, şu rezil çıkarcılardan en büyük kazığı yiyen ırk zenci kardeşlerimizdir. Yahudilerin kıyımı bile solda sıfır kalır onların çektiği yanında, ama onlar kadar güçlenip gürültü çıkaramadılar. Bütün bu Tarihe kayıtlı İnsanlık ayıplarına rağmen, batılı Emperyalistler insanlık numunesi kesildi başımıza ve medeniyet öğretiyorlar sanki bize.

Batılı Emperyalistler, Dünya halklarına, medeniyet, Demokrasi ve Özgürlük getirmek için çırpınırken, Afrika da ki ırkçı beyaz azınlıklar oraya nasıl geldi ve senelerce oralara nasıl hükmetti? Mandela’yı senelerce uzaylılar ya da Ergenekon mu hapsetti? Bu riyakârlığa şaşmamak elde değil.

Evet kölecilik yüzünden Zenci kardeşlerimizin uzun bir tarihi süreci kapsayan dramı büyüktür. Tarihin derinliklerinden gelen sevgi ve duygudaşlık zincirinde, onlara el veren empati sahibi her ırktan insanın varlığı da, edebiyata ve filmlere konu olmuştur. Empati sahibi tüm ırklardan insanların kardeşliğinde el ele tutuşalım, dünyanın her yerinde güzel şeyler yapan insanlar var.

Düşünün Dünyanın bir yerindeki, bugüne kadar hiç görmediğimiz ama sanki 40 yıldır tanıdığımız kardeşlerimizi. Bilirsiniz, yolları buraya düştüğünde onlarla tarzanca anlaşıp ağırlayan köylülerimizi.

Hatırlayınız çocukluğumuzda bize öğretilen Mustafa Kemalin hayat görüşündeki güzellikleri ve hani bizim herkesin bir tarafa çektiği ‘’o köy’’ şarkımızdaki duyguları. O köyler, o insanlar gideme sekte görme sekte bizim hepimizin.

Evet, altındaki petrol vs. için yok edilen o köyler ve insanlar hepimizin. Ne acı ki, İnsan haklarından, Demokrasiden bahseden sahtekarlar, hala ''Dünyayı kurtarmak için'' gibi bir iddia ile, girdikleri bölgeleri sömürüyorlar.

Kendilerine inanmamızı istiyor bu şarlatanlar ve iş birlikçileri ama bölgeleri karıştırma dışında haklı bir savaş yok ki inanalım bunlara. Bunların işlerinde, alçakça entrikalar, acımasız bir çıkarcılık var ve bu aşağılık işleri yaparken kullandıkları söylemler ise sahte sosyal söylemler. Size bir sır vereyim, sonlarını getirecek paradoks da burada saklı aslında.

Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş

DENİZ GEZMİŞ DE, DURSUN ÖNKUZULAR DA BU MİLLETİN ÇOCUKLARIYDI!


Bu konularda bir sürü film çekiliyor ama acaba hangisi bu dramatik konuyu insani evrensel boyutu ile tam ve kapsamlı yansıtabiliyor? Evet, Solcu olarak bilinen, Deniz Gezmiş de Yusuf Aslan da bu Milletin çocuklarıydı. Hüseyin İnan da, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir de, Mahir Çayan ve diğerleri de. Ülkücü diye nitelenen, Dursun Önkuzular, Süleyman Özmenler, Suat Kürşatlar da, Yusuf İMAMOĞLU, Selçuk DURACIK ve Halil ESENDAĞ, Cevdet KARAKAŞ, Adem PEKMEZCİ, Alaattin GÜNDÜZ de ve ortada kalan Ali Balseven de bu Milletin evlatlarıydı.

Daha bir sürü sayarım sevgili kardeşlerim? Bunların hepsi bu Milletin evlatlarıydı. Evet, İnkâr edilemez bir gerçek ki, zindanlarda sürünen, asılan, vurulan, ister ülkücü ister solcu hepsi bu vatanın çocuklarıydı.


Evet, solcu ve ülkücü diye nitelenen, bunun dışında Alevi Sünni vs. ayrım tahrikleri ile öldürülen nice masum insan var. Çeşitli şekilde sınıflanan birbiriyle çatışıp ölen gençlerimiz var, Kahraman maraş olayları ortadadır.

Kim provokatör, kim ajan, azmettiren kim, tetikçi kim, niye yapmıştır meçhuldür. Bu konularda bilinenler bile sonsuz tartışma ve çatışma kaynağıdır.

Bu olayların kimisinde çıkar vardır, kişilerin kimisi ücretli kadroludur, karanlık nokta çoktur ama bu milleti birbirine düşürmek için yapılan tahrikler ve doğru yönde hak uğruna mücadele ettiğini sanan gençlerin belli merkezlerce hiç uğruna harcandığı apaçık ortadadır.

Hiç bir kuşkumuz yok ki, onları birbirine düşürenler Emperyalistler, uzantıları ve İşbirlikçileriydi. Bu işleri çevirenler, bile bile yaktılar onları ve işbirlikçiler hala aynı taraftadırlar ve rahat yaşıyorlar şimdi. Onların hepsi o zamanlar ağabeylerimiz yaşındaydı ama hep genç kaldılar.

Ülkücü ya da solcu, harcanan bu gençlerimizin hepsi doğru iş yaptıklarını düşünüyordu. Emperyalistlerce harcanan bu gençler bütün gençlerin simgesi halini aldı şimdi ve tarihe yazıldı, o dönemlerde doğruları anlamanın ve yalanları çözmenin ne kadar zor olduğunu biliyor, hepsini rahmetle anıyoruz.


Üzerlerinden oyun oynandığı kesin olarak anlaşılmıştır şimdi, bir sürü spekülasyon yapıldı bı konularda ama içerik hep saklı kaldı. Onları kışkırtanlar ise kardeşi kardeşe kırdırdılarak işlerini yürüttüler ve perde arkasında hala yaşıyorlar.

Aynı nifaklar bu günde bu vatanın evlatlarının arasına ekilip kardeş kavgası körüklenmeye çalışılıyor, şu yada bu sebeple kardeşin kardeşi vurması ve bu iç çatışmaların tekrar canlanması kime yarar?

Bu memlekette kardeş kardeşi karşılıklı vurdu, bir taraf batılı emperyalistler defolun diyordu, diğer taraf içeriğine bile emin olmadığı kominizme karşı savaştığını düşünüyordu.

O zamanlar kontrgerillayı kuran CIA’nın şu sıralarda da Yeşil kuşak çalışmaları yaptığından, Sağ ya da İslami gözüken veya Marksis görünümlü örgütler kurduğundan da emin olun.

Kontrgerillanın, ya da Dursun Karataş’ın hangi eylemi bu Millete yaradı? Üye olmuş aidiyet ihtiyacı içindeki gençlere kendini yaktırmak, yada sabancının ölümü bu Millete ne kazanç sağladı? Ya da komünüst diye öldürülen vatan evlatlarının kaybı ne sağladı.

Uğur Mumcunun, Bahriye Üçok un, Muammer Aksoy un, Hablemitoğlu un, Ahmet Taner Kışlalının ve daha nicesinin Öldürülmesi’nin bu Millete bir faydası mı oldu? Bu arada, bu cinayetlerin ve din iman adına yapılan kışkırtmaların alayı ABD ye yaradı.


Hepsinin gönlünde güzel bir gelecek özlemi olduğundan adım gibi eminim, güzel Dünya özlemi içinde olan bütün bu insanlara çok yazık oldu. Kardeşlerim, gençler ateşli ve fevri oluyor tahrik başladımı önü alınamıyor, lütfen uyanık olalım.

Kahramanlığın Kıstası, sağcılık solculuk, dindarlık, dinsizlik değil Antiemperyalist olmaktır. Emperyalizme uşaklık etmek ya da karşı durmak arasında bir seçimde yatıyor şan şeref. Bu vatanın evlatları! İster sağdan ya da soldan olun, birbirinize slogan atıp tahrik etmekten kaçınınız.


Ulusun bağrında birleşin, düşmanı yanlış yerde arıyorsunuz, ister sol görünümlü olsun ister sağ, Emperyalizme hizmet eden her hareket lanetlenmelidir. Arkadaslar lütfen başlatın bu kardeş birliğini, ekin bu birliğin tohumlarını!

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş

18 Temmuz 2009 Cumartesi

SEVGİLİ SHAV’IN HÜZÜNLÜ ÖYKÜSÜ.

Bir arkadaşım, bende 2’yi seçtim açıklaması ile bu E mail i gönderdi ve okurken kendimi alamadım. Çeşitli sevgiler ve sıkıntılarla yoğrulduğum hayatımda çok sık yaşadığım duyguları bir kez daha yaşadım bu yaşanmış öyküyü okurken. Bu yazıyı muhakkak okuyunuz ve bu duyguları paylaşınız, hepimiz biliyoruzki, bu Dünyada sevgi dolu insanlar hiçte az değil.



MESAJ ŞÖYLE;


NE YAPARDINIZ? KARARI SİZ VERİN. KOMİK BİR CÜMLE DE BEKLEMEYİN, ÇÜNKÜ YOK, YİNE DE OKUYUN.


Sorum şu: Aynı kararı siz de verir miydiniz?


Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı.

Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu:

'Dışarıdaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa her şeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması gereken şeyler nerede?

'Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.

Sonra aşağıdaki hikâyeyi anlatmaya başladı:


Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.

Shay sordu; 'Acaba oynamama izin verirler mi?'Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.

Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla bir şey beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu; Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi…

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler.

Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti. Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar?

Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu. Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı.

İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve sopa hafifçe topa dokundu ve top yere atıcının önüne doğru düştü.Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti. Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.

Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar; 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü…Herkes bağırmaya devam etti; 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı...

Takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.


Herkes bağırıyordu; 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi. Seyirciler bağırıyordu; 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek; ' O iki takımdaki çocuklar, dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar. Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.

Bilgin bir adam bir zamanlar demiş ki; Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir. Şimdi iki seçeneğiniz var:

1. Delete (Sil)

2. Forward (İlet) Gününüz bir Shay günü olsun!

Diye sonlanıyor bu mesaj… Bu arada söyleyeyim, bende 2’yi seçtim, aslında başka seçenekte yoktu bence.


‘’Her toplum kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir demiş bilge.’’
---------------------------------------------------------------------------

Böyle yazıyor bu metnin sonunda, belli ki bu öyküyü anlatan dostumuz hepimiz gibi canlanmasını ve yayılmasını istiyor bu duygudaşlığın.

Benzeri konuda bir çok film seyretmişizdir ama ne dersiniz, yinede içinizde bir şeyler kopmuştur heralde. Aslında karşındakinin adını sormadan muhabbete giren bizim toplumumuzun bireyleri, çok iyi bilir her an içinde yaşadığımız bu duyguları ve düzenbazların bütün çabalarına rağmen bunca senedir hiç kaybetmez.

Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş




SEVGİ ORTAK DİLDİR PAYLAŞALIM!