22 Kasım 2009 Pazar

MEDAI İFTAHARIMIZ OSMANLI, ERMENİLER VE TÜRKLER.


Son zamanlarda iyice açılan saçılan Türk ve Osmanlı Tarihi konusu Emperyalistler tarafından iyi bilinmekte, fakat bizim kafamızda bir türlü tam netleşememektedir. Buna bağlı olarak da bu konu malum çevrelerce istismar edilmekte, Neo Osmanlı konusu gibi ne idüğü belirsiz fikirler, senelerdir sinsi, sinsi kafalarımıza yerleştirilmektedir.

Osmanlının Türk olduğu iddia edilmekte ve bu iddia geniş kapsamlı çabalarla ve ısrarla hazmettirilmek istenmektedir bize. Hâlbuki Osmanlı çıkışı hariç Türk olmadığı gibi, Türklük gibi bir kaygısı da yoktur ve Emperyalisttir. Toplum yapısı ise, devşirmenin devlet politikası olduğu ve çok Etnisite içeren, uyrukluk temelinde bir birliktelik içerir.

Ayrıca Osmanlı Anadolu’daki Türk Devletlerini çeşitli yöntemlerle ezmiş ve yutmuştur. Buna bağlı olarak, Osmanlıda Türkler, her zaman zorunlu olarak vergi ve Asker veren tebaa olmuştur ve hak talebi ile baş kaldırınca da zalimce ezilmişlerdir. Oğuzların Alevi olmasında diğer etkenlerin yanı sıra bu bağlamda ki olguların da büyük etkisi vardır.

Hepimiz biliyoruz ki Türkler Osmanlının son dönemlerinde güç kazanmıştır. İki de bir temcit pilavı gibi İttihat ve Terakkiyi suçlayıp karalamalarının altında da bu yatmaktadır. Devamlı, şanlı tarih, Şanlı Tarih diye Osmanlıyı öne sürenler, aslında Türklüğü Homojen hale getirip, yeşil kuşak politikalarına uyumlu hale getirmek isteyen çevrelerdir.

Ayrıca hep 1000 yıllık tarihimiz diye bahsedildiğini duymuşsunuzdur, halbuki kayıtlı Yürk tarihi yaklaşık 6000 yıla dayanır. Peki bu 1000 yıl nedir? Bu Türklerin islamiyeti kabul tarihidir. Bazı çevreler bundan öncesini saymaz ve Türk Tarihini İslamiyetin kabulü ile sınırlar. Şu ağzı salyalı bedevi araplarda devamlı hava atar, siz 1000 yıllık Müslümansınız, biz 1500 yıllık müslümanız diye, neyse bunu sonra iyice açarız....

Bilindiği gibi Osmanlının çöküşü ile birlikte, o zamanki akımlarla etkileşerek gerçek onurlu Türk Devrimi, Mustafa Kemal önderliğinde yapılmıştır. Ancak bu şekilde çağdaş genç Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlının cürufundan kurtulup, Dünya daki onurlu çizgisini yakalayabilmiştır, tabii Mustafa Kemal in ölümünden sonraki süreç malumdur.

Bu konu son derece ilginçtir, ünlü tarihçilerin aktardıklarına göre, Çeşitli Padişahların Anneleri de Türklükle uzaktan yakından alakası olmadığı gibi, Gayrı Müslim dir. Buna bağlı olarak Osmanlının Türklüğü hem genetik hem de Kültürel açıdan tartışmalıdır..

SULTANLARIN BİR KISMININ ASILLARINA BİR BAKALIM!

NİLÜFER HATUN: Sultan Birinci Murad’ın annesi Rum asıllı “Horofira” iken, daha sonra “Nilüfer Hatun” adını almıştır…

GÜLÇİÇEK HATUN: Yıldırım Bayazid’in annesi Bulgar asıllı “Marya” iken, daha sonra“Gülçiçek Hatun” diye anılmıştır.

EMİNE HATUN: İkinci Murad’ın annesi, Emine Hatunun, kimi kaynaklarda Dulkadiroğulları Beyliği'nden Mehmed Bey'in kızı olduğu,
kimi kaynaklara göre de “Veronika” isimli bir Hıristiyan iken, daha sonra“Emine Hatun” adını aldığı aktarılmaktadır.

HÜMA HATUN: Fatih Sultan Mehmet’in annesi Sırp kralının kızı, “Mara Despina” iken, daha sonra “Hüma Hatun” olarak tarihe geçmiştir… Rum ya da İsfendiyar beyinin kızı olduğu gibi başka iddialarda vardır.

HAFSA SULTAN: Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Polonyalı “Helga” iken daha sonra “Hafsa Sultan” adını almıştır…

HÜRREM SULTAN: Sultan İkinci Selim’in annesi , “Hürrem Sultan” adını almıştır.
Rus uyruklu “Roza”, ya da Ukraynalı “Roxana”

NURBANU SULTAN: padişah II. Selim'in eşi ve III. Murat'ın annesi, ilk defa Valide Sultan unvanını alan kişidir.
Asıl adı, Cecilia Venier

PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN: Osmanlı padişahı Abdülaziz'in annesi, Valide Sultan ve II. Mahmut'un eşidir. Romen asıllı ve asıl ismi Besime.

RABİA SERMİ SULTAN: Padişah I. Abdülhamit'in annesi ve Sultan III. Ahmet'in eşiydi. Fransız asıllı ve asıl ismi Ida.

SAFİYE SULTAN:
Osmanlı padişahı III. Mehmet 'in annesi, Valide Sultan ve III. Murat'ın eşidir.Venedik asıllı ve adı Sofia Baffo.

SALİHA DİLAŞUB SULTAN: Osmanlı İmparatorluğunun Valide Sultan'ı, padişah II. Süleyman'in annesi ve Sultan I. İbrahim'in eşiydi. Saliha Dilaşub Sultan Sırp asıllı ve asıl ismi Katrin.

SALİHA SEBKATİ: Valide Sultan Osmanlı padişahı I. Mahmut'un annesi, Valide Sultan ve Sultan II. Mustafa 'in eşiydi, Rum asıllı ve asıl ismi Aleksandra.

TURHAN HATİCE SULTAN:
Valide Sultan, Sultan I. İbrahim 'in eşi, Sultan IV. Mehmet 'in annesidir, Rumen asıllıydı ve asıl ismi Nadya.

ŞEHSUVAR VALİDE SULTAN: Osmanlı padişahı III. Osman’ın annesi, Valide Sultan ve Sultan II. Mustafa 'in eşiydi. Sırp asıllıydı ve asıl ismi Mari.

MÂH-FİRÛZE HADİCE SULTAN: Osmanlı padişahı II. Osman'ın annesi, Valide Sultan ve Sultan I. Ahmet 'in eşidir. Sırp asıllıdır ve asıl ismi Evdoksiya.


MİHRİŞAH (MİHRİMAH) SULTAN:
Osmanlı padişahı III. Mustafa'nın annesi ve Sultan III. Ahmet 'ın eşiydi. Mihrişah Sultan Fransız asıllıydı ve asıl ismi Janet.

Evet, işte böyle vs. vs. vs. bu liste daha uzuyor… Türkleri arayan Milliyetçi arkadaşların daha çok Anadolu içlerine bakmalarını tavsiye ederim.

TÜRK NİTELEME ÇABASININ ALTINDAKİ GERÇEK NEDİR?

Bence Osmanlıyı Türk niteleme çabasının altında, Soykırım masalları dâhil her türlü melanet ve geçmişe yönelik bütün borçları Türklerin üstüne yıkma amacı taşımaktadır. Hocalarımıza çağrıdır, lütfen bu konulara çok yönlü ve mukayeseli açıklık getiriniz, merakla bekliyeceğiz.

Sadece Osmanlı konusu değil, Türk konusu na da, çünkü batılıların Orta Asya da yaptığı bir sürü Belgesel izledim Türkün ismi geçmiyor. Diğer kaynakları söylemiyorum, yayınlanan türlü çalışma ve kaynak var, ama takip ettiğim ve yaygın seyredilen belgesellerde bu hep böyledir...

Türkler işlerine gelen yerde var, gelmeyen yerlerde yok. BOP un kapsamındaki Türkiye de ve Musul Türkmenleri konusunda Türklük TUKAKA, Çine karşı kışkırtılan Uygur Türkleri söz konusu olunca, Türklük makbul. Bu konuda da her konuda olduğu gibi, Sahtekarlık evrensel bir çapa ulaşmış, rezillerin elinde sakıza dönmüş durumdadır.

OSMANLIYA ÖVGÜLER DÜZEN BAZI VİDEOLAR

Bazı siteler İnternette sürekli bu konularda yayında ve bu tarz tezleri savunan metinler ve videolar İnternette Facebook da geziniyor. Bu videolarda Atatürk pas geçilip, Osmanlıya ve şanlı tarihe övgüler düzülüp, bazılarında da, benim geyik dediğim uyandırmaya çalıştığım bir kısım gençlik eleştiriliyor.

Bu videolarda bahsi geçen ve hedef alınan gençlik, bildiğiniz gibi, 12 Eylül den sonra Emperyalistlerin işbirlikçileri aracılığı ile ekonomi ve siyasetten iyice kopardıkları, yeşil kuşak çalışmaları ve kültür emperyalizmi ile asimile ettikleri gençliktir.

Hatta bu sorgulamayan gençlik profilinin temelleri, 68lerden, yani soğuk savaş yıllarından itibaren atılmıştır. 68 Kuşağının siyasi kesimine paralel gelişen çiçek çocukları rüzgârı ile temelleri atılmış, müzik endüstrisinin dev reklam kampanyaları ile pekiştirilmiştir.

Giderek 12 Eylül den sonra çakma din takviyesi de arttırılarak bu gençlik ve diğer zombi seçmenler yaratılmıştır. Bir süredir, bu gençliğe karşı gelişen sataşmaların, yapıcı eleştiriden çok, faşistler, komünistler gibi, kardeşi kardeşe karşı hırslandıracak boyut kazandığını izliyorum.

İnternette bolca gezen ve Osmanlı hayranlığını yayıp, bu videoları hazırlayanlardan konu Türklük olunca farklı bir tavır bekliyor insan. Bu videolarda bu kurbanlara saldırmak ve afakî edebiyat yapmak yerine, daha ince analizlere girip, Osmanlıyı didikleyen Emperyalizmin bu tarihsel tezgâhlarına ve ayıplarına dikkat çekmelerini beklerdim.

Ayrıca, Anadolu Tarihinde Türkleri arayan Milliyetçi arkadaşların, Osmanlıyı yücelterek işin kolayına kaçmaktan kaçınıp, Anadolu içlerine bakmalarını tavsiye ederim.


Osmanlıyı Türk nitelemenin altında yatan sebepleri kimse merak etmemekte ve bu konu hep dikkatlerden kaçırılmaktadır. Hâlbuki Osmanlıyı Türk nitelemek, malum çevrelere, Osmanlıyla olan hesaplarını bu güne taşıma ve her yönden Türklere yüklenme imkânı vermektedir.

Halbuki Etnisite içeren uyrukluk temelindeki Toplumsal yapısı ve devşirme sistemleriyle Osmanlının Türk olmadığını Batılı Emperyalistlerde çok iyi bilmektedir, ama işlerine gelmez.


ART NİYETLİ EMPERYALİSTLER

Haklı ya da haksız olduğu Tarihçilerin uzmanlık alanında olan Ermeni Tehciri ya da Diaspora nın diliyle ''soykırımı'' ile niye bizi didiklemeye çalışırlar? Dahası niye bunca yalanı gerçek diye ortaya saçarda Tarihçilerin bu konuyu tartışmasına izin vermezler?

Haklı ya da haksız, Osmanlının uhdesinde olan konuları kullanarak Para ve Toprak taleplerinin de bulunmaya hazırlanan bu Sahtekâr çevreler ve onurlu görüntü ardına sığınan destekçileri niye bazı ayrıntıları devamlı gözden kaçırır.

Gözden kaçırılan en önemli konulardan biri, Osmanlının Türk olmadığı ve Celali isyanlarında Osmanlı Paşası kuyucu Murat'ın Alevi Türk kıyımıdır.

Bilindiği gibi Kuyucu Murat binlerce Türkü Kuyulara canlı canlı gömdüğü, hatta yaktırdığı ve bazı çocukları da kendi elleriyle öldürdüğü tarihte kayıtlıdır. Âlim diye ortaya çıkıp Emperyalist Tezlerini bize yutturmaya çalışan vatan hainleri niye bunları bu Türk Katliamını, Pir Sultan Abdalları, Şah Kulu, Baba İlyas isyanları vs. bir sürü Tarihi gerçeği niye halka aktarmaz?

İçerdeki bu Tuzu kuru işbirlikçilerin kendi hesapları doğrultusunda ki faaliyetleri, Emperyalistlerin ve onların otlakçısı çevrelerin bu çalışmalarına çok yönlü olarak destek vermektedir. Bilumum işbirlikçilere ve bilhhassa Emperyalistlerin boğazlarına tıktığı dolarlarla beslenen sahtekarların palavralarına karşı dikkatli olmak şarttır, akıllı olalım.

Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş




9 Kasım 2009 Pazartesi

HALKLA UYUTMACA İLİŞKİLER.


Değerli yurttaşlarım, Televizyonlara bakın, işbirlikçilerin Halkla ilişkiler faaliyetleri devam ediyor, bu sıralarda ıslak imza vs. atağa kalkmak için halk desteği yaratmaları lazım.

İslam konferansı vs. unsurları kullanarak Din mesajları, sahte Milliyetçilik Mesajları, İsrail i araç olarak kullanıp sahte ABD karşıtı görüntüleri vs. yaratıyorlar.


İsrail’e posta atanlar, onun Gazze saldırısını Birleşmiş Milletlerde kınanmasını engelleyen ABD ye bir posta atsalar da bir görsek. İran la mutlu fotoğraflar, Suriye ile yakın ilişkiler, şu El Beşir meselesi de sanal bir anti emperyalist görüntü yaratacak kurgu, benden söylemesi. İslam ülkeleri Konferansı var ya, Tamamı Emperyalistlerin kontrolünde, bunlar Petrolü saltanatı bırakıp dikilebilir mi sizce ABD ye?

Adamlar sahte görüntüler yaratmaya devam ediyorlar, bir yandanda gündem dağıtmaya çalışıyorlar, dikkat edin çok farklı haberler araya giriyor, Televizyonlar da buna yağ sürüyor. Bazıları Milliyetçi Muhafazakar gibi lafları her yerde kullanmaya başladı, neredeyse bunların Milliyetçi vatansever olduğuna inanacağım.

Halkın bunları yutmasını istiyorlar, Kısaca halkı uyutma faaliyetleri devam ediyor. Halkla İlişkiler benim işimin bir parçası bu yüzden ben bu numaraları yutmam. Yalanları deşifre edip halkı uyandırmak yapılacak en önemli iştir, hepimiz buna kilitlenelim. Yargı darbesi gündemde, kimisi Savcılar Hâkimler Yüksek kurulunu by pas etmeye çalışarak bazı vatanseverleri saf dışı etmeye çalışıyor.

Bazı arkadaşlar Darbe olsun diyor, Darbe istemeyin, ihtiyaç olan darbe değildir, Cumhuriyeti koruma kollama görevinin kullanılması gerekiyor, düşman her deliğe girmiş durumda, ne Darbesi. Darbe kime karşı? Hükümete mi? Hayır bilemediniz, resmen Devlete karşı, peki Darbeciler kim?

Darbeci aramaya lüzum yok, alın size darbeciler...

Laik düzeni yıkıp İslam devleti kurma hayalindeki xxxxxxx ve ABD ile işbirliği içinde olan Gülen grubunun Ordu içine sızan mensuplarıyla, bunlara çanak tutan ve bunlarla ittifak içinde çalışan, bilumum art niyetli dinî oluşumlar.

Hal buyken kimdir dersiniz bu darbeciler? Saldırmazlarsa eğer seçimlerde hesaplaşırız, ama bence başka hesaplar var ve niyetleri kesin bozuk. En kötü ihtimaller karşısında kulağımız seferberlik çağrısında, TSK Millete yatıştırma mesajları dışında samimi bir mesaj verse iyi olacak.


5 Kasım 2009 Perşembe

KÜÇÜKKEN MAHALLEDE ERMENİ VE RUM ÇOCUKLARLA OYNARDIK!


Küçükken İstanbul Bağlar başında, mahallemizdeki Ermeni ve Rum çocuklarla çok iyi arkadaştık. Bu arkadaşlarımızla oyunlar oynardık, ikisinin adlarını hiç unutmam, Ermeni olan Badik, Rum olan Rodi... O sıralarda Kıbrısta devlet başkanı konumunda olan başpiskopos Makarios la şimdiki görüşmelere benzeyen görüşmeler yapılıyordu.

Batılı malum çevrelerin Denktaş’a gıcıkları o zamandan gelir. O sırada Kuzey Kıbrıs federe devleti yoktu, Rumlar avantajlıydı ve Enosis hedefine yönelik saldırgan bir tavır içindelerdi. Batınında desteği ile bu yönde büyük bir motivasyon oluşuyordu ve devamlı ivmelenme halindeydi.
İşte bu saçma öteki kavramı ile o sıralarda tanıştım ben.

Hiç unutmam, bir gün saklambaç oynarken, ayağında 39 numara ayakkabı olan bir çocuk kız kardeşi ile yanımıza geldi o koca ayakkabıyı sürüye sürüye. O andaki oyunuydu bu onun,
Badiklerin tanıdığı bir aileydi, ermeni olduğunu oradan biliyorum.

Biz, hadi sizde gelin, beraber oynayalım dedik... Çocuk bana, kötü, kötü bakarak, biz Türklerle oynamayız dedi ve dönüp gittiler, o koca ayakkabıyı sürüye, sürüye.

Anlamamıştım bile nedenini, nasıl anlayabilirdim ki o zamanlar böyle bir hareketin sebebini... Büyüdükçe her konuda şahit olduğum iki yüzlü İnsanlık dışı olaylardan anladım ki, dünyanın başına bela bu tarz aşılardır.


Bizim oyunlar oynadığımız Rum çocuklar ne zaman Kıbrısta bir olay olsa, ''kalaysi, kalaysi, Türkler Makarios’un poposunu Yalaysi'' diye tekerlemeler söyleyip zıplayıp hopluyordu, ama bilinçsiz, sonrada gelip Türklerle oynuyorlardı.

Bunu ailelerimize anlatıyorduk ama sonradan anladığıma göre, ailemiz tevekkül içinde, 6-7 yaşlarında çocuklar kötü etkilenmesin diye bu konuları bizle paylaşmıyordu.

İşte Kıbrısta malum Enosis doğrultusunda ki olaylar o dönemin sonlarına doğru gerçekleşti. Türk jetleri Kıbrıs semalarında uçtu, sonraki süreçte Denktaş ve arkadaşları bu süreçte kahramanca bir direniş sergilediler.

Arkasından bilirsiniz Samson vs. falan filan, her zaman bahsi geçen Dr Fazıl Küçük ailesi, küvette öldürülen insanlar vs. vahşet eseri kayıplar işte o sırada yaşandı ve giderek 1974 de malum Kıbrıs çıkarması gerçekleşti.


Bir Türk olarak bize hiç düşmanlık aşılamadı büyüklerimiz, bu yüzden bu konularda hafızamız sonradan açıldı ama onlardaki şu garip davranış şekli ve iğrenç bir ikiyüzlülük içeren kin demek ki böyle böyle ekildi...

Ne yazık ki, bu günde bazı Türk olacak şahıslar, birde pişkince ve doğru iş yaparcasına, bu kalaysi tekerlemesini doğrulayacak politikalar yürütüyorlar. Hayret ki ne hayret, insanda biraz haysiyet olur.


Saygılarımla


Yurtsever Yurttaş

1 Kasım 2009 Pazar

ABD, PKK LI MİLİTANLARI NEYE ZORLUYOR?

BÜTÜN VATANSEVERLERE DUYURULUR! 2

Ülkemizde dönen dolaplar malum ve b u işlerin arkasında ABD’nin olduğunu anlamak hiçte zor değil, bu inkâr götürmez bir gerçek. Ergenekon soruşturmaları başlarken, ABD cephesinden gelen tazyikleri ve soruşturmayı muvazzaflara derinleştirin komutlarını ve Bush un Irak operasyonunda Türk ordusu ıraktan defolsun sözlerini hatırlayınız…

Şu artık açıkça ortaya çıktı ki, ABD ve işbirlikçileri, Cumhuriyetçileri uzun süredir Demokrasiye engel, Saddam Misali bir faşist saldır gan güç olarak Dünyaya ilan etmeye çalışıyor. Bunu başarabilseler, ilk önce içerdeki ifade özgürlüğünü engelleyecek sonrada hepimizi kanun gücüyle susturacaklar.

Giderek, NATO, BM vasıtası ile Dünyayı arkalarına alıp içerdeki yandaşı hainlerle birlikte tepemize binip amaçlarına ulaşacaklar. Genel Kurmayın Psikolojik harekât dediği ve tahriklere gelmeyip bozduğu plan bu merkezde işliyor.


Diğerleri bir yana, dört ay önce ortaya çıkan sahte belgeye dayanarak yarattıkları patırtı, belge denilen şeyin aslında kâğıt parçası olduğu anlaşılınca bir anda yok oluverdi ortadan. Böyle sahte bir belgeyle Türk Silahlı Kuvvetlerin e saldırmak suç olması gerekirken, bu olay hiç araştırılmadı ve hiç kimse hakkında soruşturma açılmad ı, çünkü bu suçları takip edecek ve davaları açacak savcı yok...

Bu durum olağan dışı değimli sizce? Şimdi birileri ABD de Pentagona aynısını yapsa, soluğu Guantanamo ya da yerine kurulan gizli bir işkence merkezinde alacağı kesindir. Peki, bizde nasıl ve neden böyle cezasız kalabiliyor bu işler? Sanki ABD’nin böyle tezgâhları düzenlemesi normaldir de buna karşı bir şey yapılamaz gibi bir kanı hâkim.

Buna bağlı olarak, sadece savunmada kalıp, ortaya atılacak yalanları çürütmeye çalışarak bu işin bitmesi bekleniyor sanki. Sahtekârların uyuttukları halk belki uyanırda, işbirlikçiler seçimlerde ellerine geçirdikleri hukuk avantajı nı kaybederler gibi de bir beklenti ve hal var ortamda. Hâlbuki bu gibi saldırıların yanı sıra, Ekonomik kuşatma ve bir alternatif Ordu kurma gibi bir plan çok sinsi bir şekilde ilerlemektedir.

Bir süre önce İçişleri bakanlığına bağlı, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurulma ve Özel kuvvetlerin revizyonu ve yeni kadrolar açılması girişimlerini hatırlayacaksınız. Jandarmanın buraya bağlanarak tecrit edilmesine TSK karşı çıkmıştı. Emniyette ABD destekli F tipi kadrolaşma sonucu, Emniyetde oluşturulmaya çalışılan alternatif ordu tartışmaları da o sırada ayyuka ya çıkmıştı. Bilindiği gibi bu konular acilen araştırılması gereken konulardır..

Son zamanlarda ortaya çıkan PKK lıları Dağdan indirme ve Avrupa’yı birbirine katıp türlü eylem yapan binlerce PKK’lıyı Ülkeye geri çağırma gibi girişimler dikkat çekicidir. Bu sıralardaki gelişmelere bakılırsa, ABD mali kaynaklarına el koyma vs. gibi şeylerle PKK’YI sözünü dinlemeye zorluyor sanki. Bazı PKK yöneticilerinin zimmetinde bulunan bu kaynaklara bu güne kadar el konmaması ve tam bu sıralarda bunun gündeme gelmesi de uzun süreli bir ilişkinin kesin ispatıdır aslında.

Bu ülkede böyle Anti Demokrat bir idare varken, böyle girişimlerin Demokrasi adına olmadığı kesindir. Seçmen ihtiyacı için olduğu da düşünülebilir, fakat öyle de değildir. Bu konuda gerçekleri görmek şarttır ve bu girişimleri tam tespit etmek gerekir. Medeniyetler İttifakı sürecinde ispanyadan verilen ‘’velev ki türban’’ startından beri, defalarca denedikleri renkli devrimi başaramadılar.

Bu süreç içinde, Emperyalistler ve bu hainler defalarca tekrarladıkları kalkışma ataklarının hüsranı sonucu, bir gerçeği gördüler. Evet, b
ir gerçeği gördüler, Türkiye’de ki uyuttukları saf seçmenin, Futbol misali taraftar olduğunu.

Bu uyanık çevrelerin ince faaliyetleri sonucu olaylardan bihaber bir kitlenin oluştuğu bir gerçektir. Bu uyuyan seçmenin hipnoz gibi garip bir ruh halinde olduğu da ortadadır. Bu kitlenin, ayaklanma vs. gibi girişimlerde işlerine yaramayacağı, sadece Dini duygularıyla oynanıp, CHP ye inat içine sokulup elinden oyunun alınabileceği görülmüştür.

Bunun dışında Renkli devrim vs. işlerde kullanılamayacağı malum taraflarca kesin olarak anlaşılmıştır. Asıl savaşçı tarafın esasında çoğunluk olan vatanseverler olduğu ve uyuya
nların uyanması halinde onlarla birleşeceği de görülmektedir.

Bu amaçlarına bağlı olarak, ABD stratejilerinde önemli yer tutan halk ayaklanmalarını ve Bop kapsamında planlanan savaşları kışkırtmak için militan ihtiyacı vardır. Çeşitli numaralarla Yurda sokulmak istenen binlerce PKK militanı hem bu işler için, hem de kurulacak bir alternatif Ordu için biçilmiş kaftandır ve çok yönlü kullanıma açıktır.

EMPERYALİST ÇEVRELERDEN GELEN SALDIRI

Bu aşamada, Emperyalist çevrelerden gelen saldırının en can alıcı kısmı, işte bu, girişim ve ‘’AKP HÜKÜMETİ ve Gülen grubunu bitirme planı’’ diye ortaya atılan palavra saldırıdır. Bu sahte bayrak çıkışı, işin başlarında Tezgâhl adıkları Tuncay Güney tezgâhının da bir benzeridir. Görünen odur ki bu yolla Hukuki zemin oluşturarak, Ergenekon denilen davayı güncelleyip davanın boyutlarını büyütmek mümkündür.

Nasıl mı? Bu Sayın, Dursun Çiçek meselesindeki sahte belge ve ne idüğü belirsiz ihbar mektubu ile… Savcı Dursun Çiçeği bekliyormuş... Yalan yolu takımı bunu bangır, bangır anons ediyor. Ayrıca ABD hizmetkârlarının hain Neoconları, her atakta olduğu gibi Medyada dağıldılar, habire palavradan değerlendiriyorlar, değerlendirmeler ilginç.

Bu konuda bazı eski Askeri savcıların görüşüne de başvuruyorlar.

Bütün çabalar buradan suçu çıkarabilmek, fakat o kadar kolay olmuyor. Savcı diyorki; Bu ceza davasında kesin delil lazım, bu yüzden bu kâğıdın gerçek belge olduğu tespit edilebilse bile yazmak ve düşünmek yeterli değil. Peki, ne olması lazımış? Eyleme geçildiğini tespit etmek lazımış…

Eylem nasıl olur? İhbar mektubu ile işin içine çekmeye çalıştıkları CHP ve Muhalefetin katılımı ile. Bundan sonrası kolay, Muhalefet nerede Demokratik hakkını kullanarak bir gösteri yapsa, kim internet vs. de yazı yazsa al sana delil...


Evet bu güne kadar çevirdikleri alicengiz numaralarına bakılırsa, bunlar kadar büyük sahtekarlar Dünya Tarihinde görülmemiştir. Emekli Savcı farkında değil belki ama, ben ABD cephesinde yapılan planlara bunların da dâhil edildiğini düşünüyorum.

Bir zatın kürsülerde nasıl kükremeye başladığına dikkat ediniz. İleriye dönük büyük bir hareketi ivmelendirmeye çalışıyor sanki. Açılım rüzgârına ek olarak, Kamuoyunu susturup, muhalefeti saf dışı etmeyi düşünüyor gibi de bir hal var üzerinde. Tutuklamalarla devam edecek bir başka girişimi başlatacaklarmış gibi bir intiba da yaratıyor belirtiler.

Peki, ne zaman başlar bu hareket? Hemen söyleyeyim, Dursun Çiçeğin paketlenmesi ve bu işin TSK ya fatura edilmesi ile birlikte başlar. Sonrasında, çeşitli sivil hareketleri ve hepimizin her türlü eylemi, bu kapsamda tertiplenmiş ve Hükümeti yıkmaya yönelik eylem suçu olarak yorumlanır ve yalanyolu yayınlarında bombardıman halinde gösterilir. Sonrasını ezbere biliyoruz artık...

Bu çevrelerin sahtekârlıklarını biliyorsunuz, bu aşamadan sonra her ağzını açanı paketlemeleri çok kolaylaşacaktır. Bir sürü palavra yorumlarla Din gibi kutsal bir konuyu bile nasıl karmaşaya çevirdikleri de ortadadır. Bu kadar demagoji ile gerçekleri bu derece saptırabilen ve yalanları gerçekmiş gibi cahil halkın kafasına sokabilen kişiler için bu işler çocuk oyuncağıdır.

NEYMİŞ

‘’Deniz Kurmay Albay Çiçek imzalı, “gizli” ibareli “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”, HÜKÜMETİ ve Fethullah Gülen cemaatinin, başta ORDU içindekiler olmak üzere bütün mensuplarını hedef alıyor.’’ muş.

Adamlar kendileri yayınladı bu metni, neyi savundukları ortada değimli sizce? Bizim TÜRK Ordusu Mükemmel bir kurumdur ve Milletimizin güvencesidir. Buna bağlı olarak, Laik düzeni yıkıp İslam devleti kurma hayalindeki x gruplar a tavır alması normaldir. ABD ile işbirliği içinde olan Gülen grubunun Ordu içine sızan mensuplarıyla ve bunlarla ittifak içinde çalışan, art niyetli dinî oluşumların faaliyetlerine son vermek için tepki vermesi de son derece normaldir ve Hukuka uygundur.

Bu cümledeki ''Hükümeti'' kelimesini cümleye sokarak bu durumu yasa dışı hale getirmişler ve bu yolla hukuki üstünlük sağlamışlar. Ayrıca Laiklik karşıtı eylem ve tertiplerin odağı olduğu Anayasa M
ahkemesi kararı ile kesinleşmiş bir partiye TSK'nın kuşkuyla bakması da pek anormal olmasa gerek.

Kısaca TSK ya karşı tertiplenen ve kesin olarak bir vatan hainliği örneği olan bu ıslak imza tezgahı, tam bu sahtekârlara göre biçilmiş kaftandır. Holiwood filmlerinden fırlamış bir ABD patentli havası olduğuda yadsınamaz.. Bu alt yapı sonrasında kimler tarafından yönetildiği bilinen yüzlerce dalga tutuklama ve sindirme dalgası mümkündür.

Yasaklanan yazılar, kitaplar ve baskılarla, 12 Eylül öncesi ve sonrasına benzer bir korku ortamının yaratılması içten bile değildir. Bunu bir yaratsalar ve amaçladıkları sivil itaat ortamını bir gerçekleştirebilseler, işleri çok kolaylaşacaktır.


Bunlar, büyük ve olaylı tutuklama dalgaları, alternatif ordu, kuzey Irak, PKK lı militanlar ve ABD, AB, NATO, AGSP ve BM desteği ile son darbeyi vurmaya hazırlanıyorlar haberiniz olsun.

Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş

BÜTÜN VATANSEVERLERE DUYURULUR! 1

*Büyük iddialarla Küreselleşme rüyasını Dünyaya yutturan ama Krize toslayan ABD’nin, bu yaşadığımız süreçte eski saldırgan stratejilerini süsleyip insani bir tavır altına sakladığı görülmektedir. Think Thank çalışmalarıyla yaratılan bu toplu durum bambaşka bir hava içinde sürüklenirken, alt planda bu bölgedeki gizli amaçlara yönelik faaliyetler de sinsice yürümektedir.

ABD’nin Dünya enerji bölgelerine yönelik geniş çaplı faaliyetler yürüttüğü ve önündeki engelleri yıkıp çıkarına uygun altyapı oluşturmaya çalıştığı açıkça belli olmaktadır. Son ABD seyahatinden sonra, malum çevrelerin yüzünde bir gülümseme ve rahatlama olduğunun farkında mısınız? Eski numaralar tutmayınca, Think Thank görüşmeleri aşamasın da yeni birtakım numaraların planlandığı da her hallerinden belli.


Bu seyahatlerin ardından şu kâğıt parçasının ıslağı olduğu söylenen ‘’Belge’’nin ortaya çıkması ilginç. Ayrıca, ordu içine kadar sızmış ve yandaş yayın mecralarındaki bazı çevrelerin, düğmeye basılmış gibi TSK ya karşı tekrar atağa geçmesi de dikkat çekmektedir.


Evet, sürekli tekrarlanan ataklardan ve her hallerinden belli ki, ABD ve işbirlikçisi vatan hainleri, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Cumhuriyeti savunan bizleri susturmak için hukuki dayanak aramaktadır. Bu yüzden uzun süredir, bu hainler Cumhuriyetçileri, Demokrasiye engel, Saddam Misali bir faşist saldırgan güç olarak Dünyaya ilan etmeye çalışıyor.


Türkiye’de renkli devrimi başaramayan ABD ve işbirlikçileri, bir yandan Hukuki dayanakları oluşturmakta, diğer taraftan da TSK ya alternatif bir ordu kurmaya çalışmaktadırlar. Bu vatan haini Düşman işbirlikçilerinin yarattıkları yörüngesinden çıkan Ergenekon, sahte belgeler gibi palavrasyon işler ve Medyalarında yarattıkları patırtıların hepsi bu hedefe yöneliktir.

Bu arada hangi tarafta olduğunu sürekli belli ettiği halde, belli çevrelerde hala çağdaş olduğu iddia edilen isimler, çeşitli mecralarda kendi ordularına karşı fitne faaliyeti yürütmektedirler. Bu hangi güçlere hizmet ettiği bizce malum karanlık çevreler, bu büyük planlara dayanak olacak kamuoyunu yaratmak için malum yönde kanaatler yaratmaya çalışıyorlar. Bu Abant dönekleri, bilindiği gibi 4 ay önce bir sahte belge saldırısı başlatmıştı.

ŞU ESKİ KÂĞIT PARÇASINA BİR GÖZ ATALIM.

Önceden de yazdığım gibi bu çevrelerin ortaya attığı iddianın özü şöyle:
Yandaş mecralarında yayınlanan ve bu saldırı ya mesnet sayılan kâğıt parçasında şöyle yazıyordu;


YAZININ GİRİŞİNDE İDDİA ŞÖYLE BAŞLIYOR.

‘’Laik düzeni yıkıp İslam devleti kurma hayalindeki AKP HÜKÜMETİ ve Gülen grubunun başta ordu içindekiler olmak üzere tüm mensuplarının, dinî oluşumların faaliyetlerine son vermek için çalışılacaktır.’’

‘’Deniz Kurmay Albay Çiçek imzalı, “gizli” ibareli “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”, HÜKÜMETİ ve Fethullah Gülen cemaatinin, başta ORDU içindekiler olmak üzere bütün mensuplarını hedef alıyor.’’
---------------------------------
*Bu paragrafta dikkatimi çeken ilk şey şu; Bu cümlede hedef, Fethullah Gülen cemaati ve başta ordu içindekiler olmak üzere bütün mensupları gibi görülüyor. Bu metne göre ağırlık Fethullah cemaati ve ORDU içindeki uzantıları üzerinde, ama bu cümlenin başına HÜKÜMETİ eklenmiş…

Yani cümle şöyle olunca iş değişiyor; İrtica ile Mücadele Eylem Planı, ‘’HÜKÜMETİ’’ ve Fethullah Gülen cemaatinin, başta ordu içindekiler olmak üzere bütün mensuplarını hedef alıyor.

*Peki, sizce bu Hükümete karşı tavır ve eylem, yani darbe ima eden anlatımın, Fethullah konusuna eklenmesinin sebebi nedir?


Ben size söyleyeyim, böyle bir hazırlığın, Fethullah ve irtica ya karşı olması bir suç teşkil etmiyor, ama Hükümet eklenince Hukuka aykırı konuma geçiyor ve soruşturmaya değer hukuk dışı bir konu haline geliyor. İşte bu noktada, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan bu belirsiz iddia, bu vurguyla Ergenekon soruşturmasına da bağlanabilir bir konuma yerleşiyor ve Fethullah Gülen cemaatinin, başta ordu içindekiler olmak üzere bütün mensuplarını da korumaya alıyor.

Kendi Milletinin ordusuna atılan bu utanç verici iddiaları hala dayatıyor birileri. Belge denilen bu metnin fotokopi olduğunun anlaşılmasına rağmen, derleyen kişiler tarafından hala yayın yapılıyor ve halen devam ediliyor bu kampanyaya… Şimdide 4 ay gecikmeyle yeni bir ıslak belge çıktı ortaya, bazı zatların ABD seyahatleri sonrasına gelmesi de dikkat çekici.


Bu bile Atlantik ötesinden bağlantılı olduğunu gösteriyor bu hareketin, kendi kendine frenlemesi zor bir hali var bu atakların. Bu yeni ıslak belge sahtekârlığının da yeni oluşturulan kapsamlı bir strateji olduğu açıktır. Dahası ivmelendirme çabalarından belli bir süreci kapsadığı ve bu startı takip eden halkla ilişkiler faaliyetlerine bakılırsa devamlılık içerdiği de bellidir.

Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş