1 Eylül 2010 Çarşamba

EMPERYALİSTLER HEDEFLERİNE YÖNELİK HUKUKİ ALT YAPI OLUŞTURMA GAYRETİ İÇİNDELER



ABD ile sıkı fıkı ilişkilerini hasır altı edip Emperyalistlerin hedeflerine yönelik hukuki alt yapı oluşturma gayreti içindeki işbirlikçiler, Emperyalistlerle ortak çıkarları gözeten bu yönde son hızla çalışıyorlar.


Aslında Vatana ihanet niteliği taşıyan bu kapsamlı faaliyetler için Organize olarak hareket eden, halka sürekli yalan söyleyen ve yanıltan işbirlikçiler, çeşitli kesimlerden, bil hassa MHP tabanından yandaşlar elde etme çabasındalar.


Fikir yapısı, Atlantik ötesinde yerleşen ve ABD ile çalışan Fethullaha yakın olan ve çıkar ilişkileri karanlıkta kalan çevrelerle AKAPE'nin dirsek temasları yoğun olarak sürüyor.


Eski Ülkücü falan dedikleri bu şahıslar aslında bilindiği gibi BBP kanadında yer alırlar ve ümmetçi kafa yapısına sahiptirler. Bunları yeni saf tuttukları kesim bazında tanımlamak yerine, eski Ülkücü olarak adlandırılması ve tanımlanması dikkat çekicidir. Yani bunlar niye BBPli değilde, eski Ülkücüdür?


Eski dönemde, ABD’nin NATO uzantısı Kontrgerillası ile Milliyetçilik konusunda bazı hassasiyetleri kaşıyıp kavram kargaşaları yaratarak nasıl kardeşi kardeşe kırdırdığı bellidir. O dönemde, Emperyalistlerin, katı Milliyetçi kesimi ümmetçi zihniyet yardımı ile yumuşatıp kafalarını karıştırmadan kullanması imkânsızdı. Bu yüzden, Emperyalist odakların çeşitli yöntemlerle kullanmasına uygun olanlar bu ümmetçi özelliklere sahip olanlardır aslında. Biraz dikkat edilirse bu kolayca anlaşılacaktır.


Eskidende Ülkücülükle Milliyetçilikle alakası olmayan bu kafa yapısı iyi anlaşılmalıdır. Ziya Gökalp ve giderek Nihal Atsız döneminde Turancılığın Alevi Oğuz boyları arasında geleneksel özellikler taşıdığı bilinmektedir. Kahraman Maraş olaylarının içinde de yer alan ve Kontrgerilla güdümü ile Alevi Oğuz köklü Türklere karşı saf tutan bu ümmetçi kafa yapısı tereddütsüz olarak Turan anlayışının dışındadır aslında.


Bu dönemden sonraki süreçte, bu kafa yapısı nedeniyle ABD işbirlikçisi Fethullah teslimiyetçilerine katılan bu kişiler, kesinlikle Ülkücü olarak adlandırılamaz. ABD CIA Think Thank ‘’Düşünce Kuruluşları’’ nda bu entrikaları pişirenlerin amaçları bellidir açıkça. Emperyalistlerin önceden de amaçları için kullandıkları bu kafa yapısına eski ülkücüler diyerek kafa karıştırmayı ve bu tabandan Referandum için belli bir oy kapmayı planladıkları da açıkça anlaşılmaktadır.


Bu kesim vasıtası ile MHP’nin Milliyetçi Tabanına çengel atmayı Planlayan Emperyalistler ve işbirlikçileri, pervasızca devam ediyorlar halkı kandırmak için bu gibi entrikalara. Bu ve bu gibi Yalan, gıybet, iftira ve entrikalar, kapsamlı operasyon el çalışma ve uygulamalarla paralel olarak yürütülmektedir. Emperyalistlerin bölgeye Müdahale imkânını sağlayacak bazı hamlelerde gündemdedir ve alt yapısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.


ATLANTİK ÖTESİNDEN GELEN MESAJ; RAMAZANIN REFERANDUM ÖNCESİNE GELMESİ ALLAHIN BİR LÜTFUDUR, ÖLÜLERİ KALDIRIN!


Teslimiyetçilerin sayın hocası, Ramazan öncesinde Ramazan dolayısı ile yayınladığı kasette, ‘’Ramazanın referandum öncesine gelmesi Allahın bir lütfüdür’’ ‘’Bu iş çok önemli oy için ölüleri bile kaldırın’’ dedi…


Gözlerimize inanamamakla birlikte, bu çevrelerin önceki entrikalarına şahit olan bizler için bu pek sürpriz olmadı. Tepeden inen bu kaset, bu kurnazlığın sadece cemaat üyelerinden kaynaklanmadığını, bu zihniyetin tepede üretilip tırnağa işlediğini ispatlamış oldu.


u sıralarda her kes Referanduma kitlendi, Evet Hayır konusu ön planda. CHP de senelerce uyuyup uyanmanın hızıyla eski seçim kampanyaları havasında bir yöntem izliyor. Hayırcılar Hayır demelerinin gerekçelerini anlatıyor, Evet’çi işbirlikçilerde, Hayır kampanyalarını despotça engelleyerek, SOROS vari renkli devrimleri çağrıştıran yöntemler kullanıyorlar.


Bu sahtekâr işbirlikçiler, başta ABD olmak üzere, Emperyalistler ve Kuzey Irak vs. ittifaklarını ve birlikte yürüttükleri projeleri hasıraltı edip büyük bir tiyatro sahneliyorlar. Bu işbirlikçiler, sahalarda gösteriler tertipleyen militanları ve Televizyonlara yayılan kadrolu palavracıları aracılığı ile insanın şapkasını uçuracak palavraları bizlere gerçek diye dayatma çabasındalar.


HER ŞEY NORMAL SEYRİNDE GİBİ SANKİ


Herkes normal bir oylama havasında ve her şey yolunda ilerliyor gibi bir hava var. Bilinçlenme yolunda olumlu çalışmalara bağlı önemli gelişmeler var, fakat yalan dolan çok fazla ve bilgi altyapısı olmayanlar inananıyor bunlara, bu sahtekarlarda yutturduklarının farkında.


Her şey Referanduma bağlandı sanki, ama ABD CIA ve İşbirlikçisi bu zerzevat takımı çıkarlarını ve kaderlerini sadece bu Referanduma bağlar mı acaba? Tabii bazı geniş çaplı ve hayati değeri olan planlamaların belirtileri aralardan derelerden sırıtıyor ve benim dikkatimi çeken şeyler var…


Uzun süredir Kuzey Irakta Faaliyet belli, Fethullah’ın kanatları altında süregelen Abant toplantıları ve bütün Emperyalist devşirmesi Kürt Militanların memnun olduğu ABD gölgesindeki Erbil toplantıları ortadadır. ABD’nin Irak’ın Demokratikleşmesi ve bütünlüğü palavraları ile yaratığı toz duman içinde bu gibi birçok detay gargaraya getirilmektedir.


Bu detayların en önemlilerinden biri olan ve bizi direk olarak etkileyecek olan Kuzey Irak Kürt Bölgesi Anayasasının kabulü ve Kürdistan vs. konulardaki ayrıntılar bizim milletin gözünden kaçırılmaktadır. Bu Kuzey Irak Kürt Bölgesi Anayasasının içeriğinin herkes tarafından iyi incelenmesini, ayrıca şu Özel ordu konusunu herkesin önemsemesiniöneririm.


Uzun süredir Ülkemizde yürütülen ABD destekli Kuzey Irak merkezli faaliyetler de ortadadır. TSK ya yapılan tüm saldırılar, PKK lı militanların Habur gösterisi ve mobil mahkemeler konusu, Taş atan çocuklar konusu, KCK konusu, Kürt Türk vs. zıtlaşmalarının körüklenmesi vs. konular, bunların alayı ABD kaynaklı işbirlikçilerin desteği ile şekillenen olaylardır.

BU BELALARI BAŞIMIZA AÇAN ABD’NİN TA KENDİSİDİR

Evet bu belaları esas başımıza açan ABD nin ta kendisidir, ABD olmasa ne Kuzey ırak bu kadar cesaretle yapılanır ne de PKK o dağlarda gezebilir, ne de bu düzenbaz işbirlikçiler bu derece pervasız olabilir. Eski dönemlerde PKK’yı yerine göre hem ABD’nin yarattığı Saddam, hem Suriye, hem de İran çıkarları için bize karşı desteklemiştir.


Bizdeki eski vesayet rejimi yaratan, Diyarbakır ya da diğer ceza evlerinde işkencelerin sorumlusu, bu vatanın evlatlarını Sağ Sol Alevi Sünni vs. diye ayırıp birbirine vurduran, astıran ABD kontrgerillasıdır. Şimdi bu kişiler bu kirli işleri Türkiye Cumhuriyetine yıkıp içimizdeki vatan hainleri ve ABD ile birlikte, sözde Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veriyor havası yaratıyorlar.


ABD’nin savaş kurallarını insanlık değerlerini bile umursamayan özel güvenlik şirketleri büyük sorundur. PKK'nın Karakollarımıza yaptığı baskınları bile bunlar planlıyor hatta direk katılıyor olabilirler. Bunların içinde ABD'nin eğittiği, Barzani vs. unsurların Ordu elemanları ve ABD’nin özel güvenlik şirketleri bile olabilir.


Bunlar bizim içimizde oluşturulan özel ordu ile beraber o bölgede harekete hazırlar. Burada önemli olan bizim ordunun alacağı tavırdır. Bu sorunlar Iraktan ve batıdan akan ve Akrabamız, komşumuz, iş arkadaşımız Kürt ahaliyi kışkırtmaya çalışan ikiyüzlü militanların yalanlarla örülmüş propagandalarını ve ABD’nin ikiyüzlü riyakârlığını açığa vurmadan bitmez.


Uzatmak gereksiz kışkırtmalar yoluyla iç çatışmalar çıkartmayı ve bunları bahane ederek NATOYU BM nin buraya müdahalesini sağlamaya çalıştılar fakat başaramadılar. Bütün bu çabalar, Iraktaki Karmaşayı buraya taşımaktır. Sonrada Askeri vesayet rejimine son veriyoruz, bölge halklarının arasını bulup Demokrasi getireceğiz numarası ile Petrol ve Maden bakımından çok zengin olan bölgeye çökmek içindir.


Kürt halklarını da Devşirme Kürt ajanları vasıtası ile Kürdistan hayali ile bu yönde kullanmaktadırlar, Tabii birde bu bölgede Emperyalist NATO ve BM ye ihtiyacın hiç bitmemesini sağlayacak, CIA yapımı bir çakma El Kaide vs. örgütler tehdidi ve Ermenistan teorisi vardır,


SINAVLARDA ŞAİBE

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) skandalı inkâr edilemez şekilde tam sıcak gündeme oturmuştur. Memur alım sınavlarında eskiden beri ortaya çıkan şaibeler ortadadır. Branşlara göre sıralamanın bir türlü açıklanmaması, binlerce adayın boş bıraktığı soruların boş değil de yanlış olarak değerlendirilmesi de, KPSS’ deki dikkat çekici tartışma konularından biridir.


2009 yılında polislik sınavında ortaya çıkan sızdırma olayı hala hafızamızdadır ve benzer bir durum söz konusudur. 2009 yılında polislik sınavında ortaya çıkan sızdırma olayı malum dershaneler eliyle yapılmıştır. Bu dershaneler geçen sene polislik sınavında soruları önceden öğrencilere dağıtmış.


TSK’nın, Emniyetin ve Yargının içine Fethullahçıların sızdığı konusu artık kuşku götürmez şekilde anlaşılmıştır. Hatta TSK mensuplarına, Fethullah cemaatine ve Ordu içine sızmış mensuplarına karşı tavır almaktan suçlamalar yapılıp, Darbe iddiası ile özel yetkili savcı ve hâkimlerce davalar açılmaktadır.


Belli bir dönem hâkim, savcı kadrolaşmasında malum tarikatların etkili olduğunu herkes bilmektedir. İdari yargıda da Fethullahçıların ve Nakşibendîlerin olduğu, bunların uzun süredir hâkimlik ve savcılık alanında istihdam gerçekleştirdikleri de ortadadır.


Bilindiği gibi belli bir dönemden sonra malum lise dengi çalışmaları sonucu, imam hatip lisesi mezunları mülkiye ve hukuk fakültelerine girip mezun oldular, bunlar giderek kaymakam Vali, Savcı Hâkim oldu. Bu durum Emperyalistler ve işbirlikçisi hainler tarafından çok iyi değerlendirilmiştir.


Yasama Yürütme Yargı Erkleri Emperyalist işbirlikçileri ile doldurulmasına izin verilemez. ABD vs Emperyalistlere uşak olan zihniyetlere sahip kişilerin Kurumlar içinde kadrolaşması son zamanlarda iyi anlaşıldığı gibi bu Devleti bile ortadan kaldıracak büyük tehlike doğurur.


Bu olaylar, büyük “kuşkular yaratmakta bu kuşkular sonucu Kurumlardaki Bürokratların Devleti koruma refleksi ise bu saldırıları yapan vatan hainleri tarafından, vesayet rejimi göstergesiymiş gibi halka şikayet edilmekte amaçlarına araç olarak kullanılmaktadır...


Bu hep böyle oluyor çünkü bu işler Devletimizin içine kadrolaşma için yapılıyor ve kadrolaşma son hızla sürüyor. Bir başka dikkat çeken konu ise Hâkim Savcı alımlarındaki mülakat konusudur. Siz birde AKAPE'nin Hâkim Savcı alımlarında kamerasız yapmak istedikleri bu mülakat konusunu bir düşünün.


100 hâkim alınacak diye açıklanıp ani bir değişiklikle 350'ye çıkarma davranışları. Kamerasız mülakatta direnme falan gibi haller ve tavırlar, kadrolaşmada zorlama şeklinde kendini göstermektedir. Bu şekilde danışıklı dövüş yapılan Nisan 2010 kamerasız Mülakatları şimdilik iptal ve davalık, bunlar Referandum sonrasında açılacak.

ABD işbirlikçileri Yargıya kadrolaştılar, Referandum ise Yüksek yargıya kadrolaşmalarını engelleyen engelleri yıkmaya yönelik bir hamledir. Fethullah’ın Hâkimleri, Savcıları satın alın, her yere sızın, her yere girip gücü ele geçirene kadar her adım erkendir dediği kendi kaydettikleri videolarında bile açıkça ortada.


ABD de ikamet edip CIA tarafından korunan Fethullah Gülenin, bu Kasetindeki söyleminin deşifre hali tam olarak şöyledir;


Belki bizim aczimiz bu yani orada icabında Mahkemenin altını üstüne getireceksin, avucuna alacaksın, arkadaşlara diyorum ki ben bin döktürecektim, belki geriye biri dönecek. Bu dershaneleri üstat destekleriz yani, bir milyar vereceksiniz, 10 milyon tazminat davası alacaksınız. Önemli olan mahkûm ettirmektir yani, Avukat da kiralayacaksınız, hâkim de kiralayacaksınız. Her yere girip gücü tam ele geçirene kadar her adım erkendir

Evet, HÂKİM DE KİRALAYACAKSINIZ, bunlara nasıl güvenilebilir ki şimdi?

Bütün bunlar düşünüldüğünde, Anayasa Mahkemesine ve HSYK ya şu kadar üye şuradan seçilecekmiş, bu kadar üye buradan seçilecekmiş, bunların hepsi kafa karıştırmaya yönelik boş laf ve sahtekârca laf ebeliğinden başka bir şey değildir...

Yani işin başı, Emperyalizmin, işbirlikçileri ile Devletimizin en önemli Kurumlarının içine Kadrolaşması, Monetarist Küreselleşmecilerin bu bölgede egemen olması ve modern ücretli kölelik sisteminin yerleştirilmesi, Hazar, Orta doğu Petrol vs. kaynaklarını yağmalaması meselesidir.

BURADA AKAPE VE İTTİFAKINDAKİ İŞBİRLİKÇİ TAKIMINA ŞUNLARI SORUNUZ;

1- ABD ve AB Emperyalistleri ile aranız nasıldır?

2- Kuzey Iraktaki ABD ve BARZANİ ile birlikte yürüttüğünüz işler yolunda mı?

3- Referandumdan sonra Tayyip ile Ahmet Türk ün davet ettiği NATO ve BM Ülkemizin doğusuna gelecek midir?

4- ABD'ye Üsler konusunda ve vs. konularda ne tavizler verdiniz?

5- ABD Iraktan Asker çekiyor pozlarda Ülkemize ne kadar Asker yerleştirecek?


6- 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lausanne (Lozan) şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Lozan Üniversitesi salonunda imzalanan, ABD’nin ise hiç imzalamadığı Lozan Antlaşması’nı delecek maddelere imza attınız mı?

Bunları inkâr ederlerse burnuna sokarız bunların AB müktesebatlarındaki imzaları. AB müktesebatlarında iptali yeterli bu maddelerin, çünkü Lozan AB ülkeleri ile imzalandı, ABD ile değil. Belirttiğimiz gibi ABD’nin imzası bile yok Lozan’da.


Bu soruları sormaya bile gerek yoktur aslında, çünkü Tayyip Erdoğan zaten ABD ile ilişkilerinin çok sağlam olduğunu söylüyor ama Millete çaktırmadan. Uyutulan Milletin uyanması yeter ama inanılmaz şekilde bu uyanıklara karşı inanç içinde bazıları.


Türkiye'nin sınır güvenliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) alınarak İçişleri Bakanlığı'na verilecek. Böylece yıllardır asker tarafından yürütülen 'sınır güvenliği' görevi, İçişleri Bakanlığı'nda kurulan Kamu güvenliği Müsteşarlığına bağlı özel eğitimli sivil personelden oluşacak yeni bir teşkilata devredilecek. ABD’nin Fethullah kanalıyla gerçekleştirdiği bu yapılanmaya yeni Nesil Polis özel harekât diyorlar.


AB uyum kapsamında yapılacağı söylenen yasa değişikliğinin ardından, asker, sınır güvenliğinden çekileceği ve yerine profesyonel personelden kurulu sivil kolluk gücü geçeceği söyleniyor. TBMM zaten kapıları Emniyete devredildi ve kapılar tutuldu, bunlar amaçlarına ulaşırsa İçerdeki Muhalif Milletvekillerini anında teslim alacak pozisyon yaratıldı.


AB uyum kapsamında yapılacak yasa değişikliği falan filan süslü lafları ardında emniyet içinde Yeni Nesil Polis özel harekât adını verdikleri resmen Alternatif Ordu kuruyorlar. Bilhassa Emniyet özel kuvvetlerde örgütleniyor bu Ordu ve Helikopter Uçak, her türlü zırhlı araç ve her türlü ağır silahla donatmak için yasa değişikliği dayatıyorlar. Aslında ABD işbirlikçiler eliyle alternatif Ordu kuruyor, diğer emperyalistler ganimet ortağı.


Doğu Anadolu ve orta doğudaki sınırları kontrol altına almayı amaçlıyor, bu işlerde Kuzey ırakta Kurduğu Kürdistan’ı rampa yaparak bu işlerde kandırdığı Kürt halklarını kullanacak, işbirlikçilerde buna yardım ediyor... Polisleri Askerlik hizmetinden muaf tutma çabası da bu çalışmaları TSK’nin denetiminden çıkarmak. Bu konuda Emniyet tarafından bu Askerlik uygulamasına getirilen bir eleştiri bakın nasıl.


‘’Polise Askerlik yaptırmaktaki amaç, TSK olarak iç güvenlik sorumlusu polise “bu ülkenin tek gücü biziz ve sizin de amiriniz” mesajı vermekse olayı sorgulamaya gerek yok!’’ 


EVET, BİR GÜÇ DENGESİ OLUŞTURMA ÇABASI OLDUĞU KESİNDİR.


Gerisi Yalan sahtekârlık ve laf ebeliğinden başka bir şey değildir. Yurttaşlar Sınırlar mayınlardan temizlenip ABD kontrolüne bırakılmak isteniyor, alternatif bir Ordu kuruluyor. Iraktan Asker çekme numarası ile ABD askerlerinin ve ağır Silahlarının Ülkemize ve Afganistan’a sevki başladı. Uyanın, TSK ve Yüksek yargı dışında bütün kurumların içinde kadrolaşmalarını tamamladılar. Referandumda EVET çıkarsa, yüksek yargı ve TSK direncini ve engelini kırarak kadrolaşmaları tamamlanacak.


‘’Millet bize güvenoyu verdi,’’ iddiasıyla fevrilikleri artacak ve antiemperyalistler tasfiye edilecek. Kamu güvenliği Müsteşarlığı altında ağır silahlarla donatılan bir özel ordu desteğinde işbirlikçisi oldukları ABD, NATO ve BM arkasına saklanarak Irak gibi buraya çökecek.

Zaten yukarda belirttiğim gibi Tayyip Erdoğan ile Ahmet Türk NATO ve BM’yi Ülkemizin doğusuna Davet ettiler. Azerbaycan Ermenistan sınırında NATO Manevrası ayarlandı, yani alt yapıyı hazırladılar. Size nurlu ufuklar vaat eden bir yüce zat yalan söylüyor, sizi götüreceği yer vaat ettiği yer değildir.


Bu adam aslen İmamdır ve İmamların vaaz sırasında halkı motive etmekte kullandığı o coşkuyu kullanıyor. Avaz avaz bağıran bir sahtekâr imama olayları anlamadan aptalca amiiiin misali tezahürat yapmaktan vaz geçin biliniz ki sizin coşkunuzu kullanıyor.


Bu numaracı kurnaz zatı muhterem, sanal bir mutluluk vaadiyle alenen kandırıyor siz gibileri. Uyanın yutmayın bunları, yoksa sizin yüzünüzden Emperyalistlerin kucağına oturmak üzereyiz. İşte bu aşamadan sonra, biz gibi sizin haklarınızı savunanları artık yanınızda bulamayacaksınız. Bu aşamalardan sonra Irzınıza sahip olabilirseniz sevinin…


Saygılarımla

Yurtsever Yurttaş

18 Ağustos 2010 Çarşamba

HOCA EFENDİNİN ALLAHIN HUZURUNDA İŞİ ZOR OLACAK...




Zaping yaparken rastladım, Saman yolunda uzun süredir yayınlanan bir dizi filmde, huşu içinde yaşayan insanların içinde gezinen mayışık suratlı iki melek var... 

Bunlar sinirleri alınmış gibi duran sinirsiz stressiz iyilerin aralarında gezinip, sinirli stresli kötüleri temizleyen insan görünümlü sinirsiz stressiz melekler. 

Ülkemizi de mıncıklayan Uluslar arası dümenlerin hiç yer almadığı bu Fethullah yapımı filmdeki melekler, birde şu gerilimin tavana vurduğu Irak ve Afganistan'a el atsalar da, WIKILEAKS internet sitesinin açıkladığı ABD ile ilgili 85.000 + 15.000 savaş suçu içeren gizli belge üzerinde bir çalışsalar diyorum. 

Böyle ulvi bir çalışma sebebi ile ortaya çıkacak iş yükü sebebi ile gerekirse bu sinirsiz stressiz meleklere kâtiplik yapacak bizim gibi yığınla gönüllü bulunur. 


Aslını isterseniz bu sinirsiz stressiz Melekler, ABD'yi sinir strese soktuğu için şu WIKILEAKS İnternet sitesini cezalandırıp cehenneme yollar gibi geliyor bana. Eee, baş Melekleri ABD de yerleşik ve işbirliği halinde olduğuna göre konuya o taraftan bakmaları doğaldır tabii.


Bu gibiler için işin zor tarafı, bu bakış açılarını ALLAHA nasıl anlatacaklarıdır. O meşhur takkiye gıybet, iftira yöntemlerinin ALLAHIN huzurunda bir işe yaramayacağı kesindir. Hadi müritler Hocamız öyle dedi diyebilirler ama Hoca efendinin ALLAHIN huzurunda işi zor olacak...


Yurtsever Yurttaş


10 Ağustos 2010 Salı

EMPERYALİSTLERİN DÜMEN SUYUNA GİRENLER, BÜYÜK İŞLER YAPTIKLARINI ZANNETSELER DE, TARİHE ZAVALLI OLARAK GEÇERLER.

AKAPE takımının devamlı karşı olduklarını söyledikleri 12 Eylül Darbeci anlayışını devam ettirecek olanlar hayır oyu verecek olanlar değildir. Zaten Hayırcıların çoğu, 12 Eylül Darbesinin mağdurlarıdır da aynı zamanda.

12 Eylül Darbeci
anlayışını devam ettirecek olanlar,
ABD ile sarmaş dolaş olan, FETO, AKAPE, AKAPE uzantıları ve ittifakındaki cümle işbirlikçi takımının ta kendisidir.

Bunlar bütün laf ebeliklerine rağmen, Gazze Filistin vs. yi dümdüz eden Emperyalistlerle iç içe çalışmaktadırlar aslında.

Fotoğrafın üstüne tıklayınız.
AKAPE
ve bu çevreler, Emperyalistlerle işbirliği içinde çalışmakta, hayret bir şekilde devamlı yalan söylemekte, entrikalar çevirmekte, insanları aldatmakta ve Devleti dolandırmaktadırlar.


Bunların yalanlarla yoğurup halkla ilişkiler faaliyetlerinde kullandıkları 1980 / 12 Eylül Darbesini planlayan ve yöneten, aslında ABD Robot Devletinin ta kendisidir. Bu konularda burada kullandığı sahte Demokrat işbirlikçiler sadece personeldir..

Bu gerçeğin altını önemle çizmek gerekir, çünkü 12 Eylül
1980 Darbesi, o sırada ABD'nin planlaması ve ABD'nin bizim ordu içindeki uzantıları vasıtası ile gerçekleştirilmiş dir. 12 Eylül Darbesin de Türkiye’de, hem Ordu içinde, hem sivil alanda antiemperyalistler harcanmış ve tasfiye edilmiştir.

Şimdiki her zorbalığın altında da, yine tüm gücüyle FBI ve CIA’siyle ABD vardır. Şu sıralarda, kürsülerde 12 Eylül Darbesine karşı oldukları yalanını sürekli tekrarlayan zat, açıkça yalan söylemektedir. Çünkü bugün ABDStratejilerine hizmet eden kesim, sürekli ABD'ye gidip toplantılara katılan ve el sıkışan bu sayın zatın başını çektiği kesimdir.

ABD
’nin gölgesinde faaliyet gösteren bu AKAPE’li vs. sahte Demokratlar, resmen ABD projelerine hizmet etmektedirler. Bunlar günümüze uyarlanmış yeni bir 12 Eylül planını, bizzat ABD eşliğinde ve esas amaçlarını kamufle edecek türlü yalan ve dolanla adım adım gerçekleştirmektedirler.

Önümüzdeki 12 Eylül Referandumu ise bu amaç için gereken halk oyunu ve hukuki avantajı elde etmeye yöneliktir.


Bunlar bu günlerde, Referandum ve sonrasına yönelik uygulamaya koydukları stratejiyi palavrasyon hikâyeler eşliğinde uygulamaktadırlar. 12 Eylül 1980 Darbesi ile başlayan süreçte ki gibi, ABD emperyalizmine engel teşkil eden Antiemperyalistler, bugünde aynı şekilde ABD devşirme uzantıları eliyle tutuklanmaktadır. ABD kaynaklı planlamalar doğrultusun da birçoğu da hedeftedir.

ABD'nin yetkililerinin, AKAPE, AKAPE uzantıları ve ittifakındaki Fethullah vs. işbirlikçilerle nasıl sarmaş dolaş oldukları da açıkça ortadadır. ABD'nin CIA dâhil çeşitli yetkililerinin Fethullah’a oturma çalışma izni verip koruyup kolladığı kayıtlı ve açıktır. Birilerinin ABD ile Türkiye arasında koridorlar oluşturduğu da açıkça bilinen bir gerçektir.

Bu sıralarda, ABD ve Kuzey Iraktan hertürlü lojistik desteği alan PKK'nın saldırılarının çok sıklaştırması da dikkat çekicidir.

Irakta her yeri dümdüz edip PKK ya bir türlü ulaşamayan ABD'nin, sanki PKK yı tasfiye ediyormuş rolüne bürünüyor olması da çok dikkat çekicidir.
PKK saldırılarının bu sıralarda sıklaşması ile birlikte, AKAPE çevrelerinin bu saldırıları TSK'ya bağlayıp, TSK, PKK ilişkisi zannı yaratma çabaları da dikkat çekmektedir.

Bu çabalar, ABD ve işbirlikçilerinin planlarını açıklamaktadır aslında. Yani bu çabalar, Emperyalizme Hayır diyecek kesimleri, her zamanki gibi yalan dolanla Terörle özdeşleştirip saldıracaklarının
açık göstergesidir. Bu ve benzeri yan yollarla yaratacakları patırtıda, muhalefeti tasfiye edemeseler bile sersemletip, Anayasa paketini apar topar geçirmeye çalışacakları açıkça belli olmaktadır.

ABD PROJELERİ DOĞRULTUSUNDA ATTIKLARI HER ADIMA HAYIR DİYENLERİ SUÇLU SAYIYOR BU SAHTEKÂRLAR.

Emperyalizmin işbirlikçileri çok ince entrikalar çevirmektedir. Hukuk sistemini Emperyalistlerin çıkarına işleyecek şekilde düzenlemesine ve Türkiye Cumhuriyetinin tasfiye edilmesine Hayır demek suç muş gibi bir tavır içindeler.

ABD saldırısına karşı çıkanları, kavram kargaşası yaratarak, 12 Eylülü savunmakla ve ETÖ cü olmakla suçluyorlar ve ABD Projeleri doğrultusunda attıkları her adıma muhalif olanları, suçlu sayıyor bu sahtekârlar.

Bu iş öyle bir hale geldi ki, Ordumuz Terör örgütü, PKK bağımsızlık ordusu olarak nitelenecek neredeyse Emperyalistler tarafından. (
Yazının üstüne tıklayınız.) Bunu bu aşamaya getirenler de PKK ile mücadele ediyoruz palavraları sıkan ABD ve işbirlikçi AKAPE çevreleridir.

Bunlara rağmen Dünyaya insanlık ve Demokrasi yanlısı yüce demokrat ve tek yasal güç olarak lanse ediliyorlar. Bu insan haklarına ve Demokrasiye aykırı faaliyetleri onaylayan sahtekar Batılı çevrelerin utanması, en azından yüzlerinin kızarması gerekiyor aslında.


Bu ABD uşakları gemi öyle azıya aldılar ki, bir yere Hayır pankartı asılsa Polis zoruyla indirtip, asanları tutuklanmaktadırlar, bunun adı da Demokrasi oluyor. Önceden belirttiğim gibi, ABD ile Türkiye arasında Devletimizin içine kadrolaşmalarını sağlayan bir koridor oluşturulduğu da açıktır.

Fethullah’ın ABD’de seyahat ve faaliyet imkânları da artmıştır ve tüm cemaati ABD den tam not ve destek almaktadır. Bunların hedeflerine yönelik kurulmuş çeşitli Enstitü ve ABD üniversitelerinde eğitilen personel Türk Emniyetine yerleştirilmiştir.

Bu koridordan akan trafik sonucu Ülkemizde resmen Despot Bürokratik bir sistem oluşturulmuştur. Bu sistem Referanduma Hayır denmesini bile yasaklayacak bir zihniyete sahiptir ve asılan HAYIR, pankart ve afişleri Polis zoruyla kaldırılmakta ve Pankartları asanlar da tutuklatılmaktadır. (Yazının üstüne tıklayınız.)

HER TÜRLÜ İFTİRA, GIYBET, ADAM KAYIRMA SERBEST BU ZİHNİYET İÇİN.

ABD destekli, içimizdeki Fethullah Hoca bağlantılı malum güçlerle birlikte bir çok plan gündemdedir. Anayasa Referandumu, Anayasa değişikliği, Seçimler, Başkanlık sistemi vs. yolu ile Neo Osmanlı federasyonu planları yapıldığı da bir gerçektir. Bu hedefe yönelik İnternette Türlü çalışma yapıldığı gibi sahadaki bir çok faaliyette dikkat çekmektedir.

Son zamanlarda, Osmanlı hanedanı mensuplarının Türkiye’de çok faal olduğu ve Dünyada da çok makbul hale geldiklerini izlemekteyiz. Ayrıca, Türkiye’de Miras peşinde koştukları ve davaları da kazandıkları dikkatinizi çekti mi bilmem. Bazı Megolamanların da son zamanlarda bu konuları kaşıdığı, hanedana yağcılık ve teşrifatçılık yaptığı görülmüştür.

Afganistan dağıldığın da, Afganistan'a oradaki aşiretlerin ve ABD'nin onayladığı bir Devlet Başkanı arandığını anımsarsınız. Uzun arayışın sonunda, Peştum aşireti mensubu Hamid Karzai Emperyalistlerce Afganistan Cumhurbaşkanı olarak ilan edilmişti.

Bunlar benim dikkatimi çekmektedir, çünkü Emperyalistler bir Ulus Devleti parçalamaya niyet ettiklerinde, başa geçirecekleri ya Demokrat rolünde bir Diktatör, ya bir Sultan, ya da Kral vs. arayışına girer. Bu söylediklerimi bir kenara not etmekte fayda vardır.

EVET DİYENLER UÇ VERİYOR SÜREKLİ

B
u sıralarda Numan Kurtulmuş ve Refah kanadından gelen desteklerin bu yönde olduğu hissedilmektedir. Dönüşen bir Refah Partisi acaba alternatifler arasında bir stepne olabilir mi? Bunu da pek göz ardı etmemek yerinde olabilir.

Dokunulmazlık zırhına bürünerek, her türlü iftira, Gıybet, Adam kayırma, İrtikâp suçunu işleyen bir ekip bizim adımıza her konuda imzalar atabilmektedir. Bizim Kaderimizi etkileyecek işlere imza atan bu sahtekâr, günahkâr, yalancı ABD işbirlikçilerine duyurulur. Siz kendi halkını kazıklayan Emperyalist işbirlikçileri, siz tarihe bu sahtekârlığınızla kaydedileceksiniz.

Siz bu Millete senelerce yalan söylediniz, siz sürekli Emperyalistlere hizmet ettiniz ve bize söylediklerinizi hep tersini yaptınız. Siz Hayır demeyi yasaklasanız da hayır, yasaklamasanız da hayır olacak bu sonuç, çünkü onuru olan hiç kimse evet demez Emperyalistlerin çıkarına tezgahladığınız bu sahtekârlığa…

Açık konuşmak gerekirse bunlar, Süper Devletinden işbirlikçi uşağına kadar yalancı, daha da açıkçası son derece sahtekâr insanlar. Sahtekâra sahtekâr demeyen ya işbirlikçi ya korkaktır, ya da gerçekleri göremeyen bir salak. Sahtekârların palavralarını her zaman yiyen ve alkış tutan zavallıları Allaha havale ediyorum.

DOĞRU BAKMAK VE KENDİMİZİ KANDIRMADAN DOĞRU GÖRMEK LAZIM HER ŞEYİ.

Demokratikleşme ve yeni açılımlar palavraları ve Milleti Köle haline getiren Ekonomik manevralarla ulaşılacak hedefin, aslında Kemalist ilkelere sahip TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ kıstırmak ve yıkmak olduğu açıktır. TÜRKİYE CUMHURİYETİ yıkılacaktır, amaç budur ve bunu açıkçada söylemektedirler..

Çünkü Dine dönün çıkışı ile başlayıp Dini sömürerek, önce Ekonomik sonra Siyasi güce ulaşacaksın. Sanal bir Demokratikleşme hareketi imajı yaratıp, Türk Milletini oluşturan Halkın Dini temelde refah ve özgürlük getireceğiz yutturmacası ile güvenini kazanacaksın.

Bunları halka yutturup, davullu zurnalı panayır seçimlerinde, sempati için Kamu parası ile sadaka dağıtıp, halkın vekâletini hileli seçimlerle dolandırıp alacaksın.
Bu yolla siyasi erki elde edip halkın sosyal kültürel yapısını ağır ağır dönüştürerek, sahtekarlıklarla kandırdığın halkın vekâlet hükmünde'ki oylarını sürekli elde edeceksin.

Devleti keyfi yönetecek yetkileri elde ettikten sonraki aşamada, Emperyalistlerle işbirliğini iyice sağlamlaştırıp, değiştik Demokratız artık falan diyerek olaylar daha kolay gelişecektir. Bu aşamadan sonra, meşhur ABD yöntemlerini kullanıp, geçmişteki Atatürk düşmanı karşı devrimci liboş hareketlerin uyguladıkları ABD, AB bağımlı politikalarının yarattığı yozlaşmayı Kemalizm’e yıkacaksın.

Askeri vesayete son naraları atarak SOROS'un renkli devrim atağını Ülkemizde başlatacaksın. Milli irade bende diye naralar atıp, bölge halklarını savunan Vatansever pozları takınıp Halka yutturacaksın.
Sonrada Devletin tüm imkanlarını her alanda destek aldığın Emperyalistlerle paralel olan çıkarların doğrultusunda kullanacaksın...

AB reformları diye kanunlar çıkarıp Ülkenin hukuk yapısını darmadağınık edip, Emperyalistlerce planlanan sistemin alt yapısını oluşturacaksın. TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ bağlayıcı kanunlar çıkarıp, Emperyalistlerle Türkiye Cumhuriyetinin dayanaklarını ortadan kaldıracak anlaşmalar imzalayacaksın.

Sonrada bozuk düzeni düzeltiyoruz diye palavralar sıkıp, referandum tantanasında ABD marifeti olan 12 Eylül diktasını bitiriyormuş rolüne bürünüp, ABD desteği ile 12 Eylülden daha beter Despot Bürokratik bir sistem kurmaya çalışacaksın. Açıkça konuşmak gerekirse, sahtekarlık tanımlaması bile bu konuda hafif kalır, çünkü bunun adı açıkça Düşmanla işbirliği, yani alenen Vatana ihanettir...

KENDİMİZİ ALDATMAYALIM.

Kendimizi aldatmadan bakılırsa, açıkça görülecektir, ‘’Şiddet yanlısı nitelenen ve yıkılmaya çalışılan’’, aleni olarak TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN temel kurumları, Yüksek yargı ve Siyasal Anayasal yapısıdır.

Yani Devletin Emperyalistlerin öngördüğü bir yapıya dönüştürülmesi söz konusudur. Referandumda geçirilmek istenen 2 Madde de bu amaca yönelik hukuki gücü elde etmeye yöneliktir, diğer Maddelere zaten kimsenin itirazı yoktur.


BU SUÇLAMALAR EMPERYALİSTLERİN TÜRKİYE’Yİ SÖMÜRGECİ VE SOYKIRIMCI BARBAR NİTELEMESİ İLE UYUŞUYOR

Bu çevrelerin genel tavrına bakınız, sanki Türkiye’de Faşist ve sömürgeci bir idare var ve dünyanın sanal Demokrasi havarisi güçleri ile birlikte Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan beri gelen bu zorbaları alt edip, halkı insanlığı kurtaracakmış gibi bir tavır takınıyor birileri.


Bu suçlamalar ve ithamlar, Emperyalist tezleri ile bütünleşen, Kürdistan ve Ermenistan teorisinin Türkiye’yi Sömürgeci ve soykırımcı barbar nitelemesi ile de uyuşmuyor mu sizce? Bu bile bunların vatana ihanet içinde olduklarını ispata yeter, tehlike yakın ve büyüktür. Bütün Palavra ve aldatmacaları bir yana bırakırsak, bu olgu aleni olarak yürütülmektedir!

DURUM VAHİMDİR

Bilindiği gibi, Toplum, Siyaset ve Ekonomi ayrılmaz bir bütündür, Toplumla birlikte gelişen Ekonomi politik yapılanma, modeline bağlı olarak içeriğini, üretim ilişkilerini ve giderek Toplumsal yapıyı etkiler ve biçimlendirir.

Bu açıdan bakıp yapılacak analiz, gurur duyduğumuz Milletimizin 1940 lardan itibaren tavlanıp, 12 Eylülde
1980 de sersemletilip, giderek bu gün getirildiği durumun çok kritik bir aşamada olduğunu gösterecektir.

Özelleştirme adı altında Milletin mallarını satarak, sosyal Devlet, köleci komprador zihniyet tarafından, adım, adım tasfiye edilmeye çalışılıyor. Rant peşindeki yerel sermaye çevreleri ittifaklar yaparak Emperyalistlerin Uluslar arası sermayelerine kenetleniyor ve küreselleşme dedikleri Washington mutabakatı ile belirlenen biat sistemine bağlanıyorlar.

Bu sistemin İktisat ekolü Monetarizm yani Parasalcılık olarak tanımlanır, sömürgeci monarşilerden türeyen iktisadi bir yapı içerir. Bu sistem sadece büyük sermaye sahiplerine özgürlük sağlar ve insani yaklaşımları sadece araç olarak kullanır.

Bu monetarist zihniyetin, ''fikri hür vicdanı hür'' İnsanlara değil, ucuz iş gücüne, Aptal tüketiciye ihtiyacı vardır.
Bu sistem kamu mülkiyeti kabul etmez, bütün varlıklar güçlülerin hareket sahasında değerlendirilip paylaşılır.

Varlıklı olmayan ve emeğini satan halk çeşitli yöntemlerle, bu kesimlerin ucuz iş gücü gereksinimini karşılar. Bunlar Dünyanın nimetlerinden pay sahibi yapılmaz. Bu sistem kurallarına itiraz edemeyen ve hakkını arayamayan kitleler oluşturur.


Bunlar çeşitli bölgelerde işbirlikçiler de bulur, bunlar genellikle Dini imanı para olan rant peşindeki kurnaz tacirler ve laf ebesi bezirgânlardır. Din İman adına halkı kandırarak çıkıp Trilyoner olan ve Devlet içine kadrolaşan ülkemizdeki yandaşları bizlerce malumdur.


Verdikleri sözler, yaptıkları anlaşmalar her yerde yayınlanıyor. 2002 den beri AB’nin ve ABD’nin dayattığı her şartı kabul edip, Milli menfaatlere aykırı konularda sözleşmeler imzalıyorlar. Muhalefet beklediklerinden baskın çıkınca, bu sıralarda hızlandırdılar imza işini iyice.

Attıkları İmzalar ile Türkiyenin her alanda bağımlılığını arttırıp, itiraz edemez hale getirmeye çalışıyorlar bizi. Üstelik hal böyleyken, bazı yalan programlarla kendilerini vatansever, milli değerlere sahip, bölge halklarının haklarını savunan kesimler gibi göstermeye çalışıyorlar.


Attıkları imzalar Memleketi düşmana teslim haline getirdiği halde, adamlar hala yalanlarla Milleti kandırıyorlar. Ağzından salyalar akan Emperyalistler içimize yerleşmiş, sınırlara dayanmıştır. Daha da vahimi, içerden birileri sınırları bunlara ardına kadar açmak üzeredir ve bunlar yasal Demokrat kesim olarak Dünyaya lanse edilmektediri.

Bu yüzden Komünist, Faşist, Alevi Sünni, Kürt Türk zıtlaşmalarından kaçınmak şarttır. Ateşli slogan falan filandan öte, bu yapılanların niteliği ve içeriği üzerinde konuşmak, sinsi uygulamaları açık hale getirerek, kavram karmaşalarına meydan vermemek lazımdır. Laf ebeliklerini deşifre etmek şarttır, çünkü bu gibiler, kavram karmaşalarını kullanmakta, Milleti uyutmakta ve işini yürütmektedir.

Türk Milleti ve Ulusu için öncelikli önemi olan husus, Ulusun menfaatlerini ve nesillerin geleceğini ilgilendiren kritik noktalarda üstünlük kullanabilme özgürlüğü ve yetisidir. Hal buyken, başımızda bu hassasiyetlere sahip olmayan, ABD güdümünde şaibeli seçimlerle belirlenmiş bir Hükümet söz konusudur.

Böyle bir
şaibeli Hükümetin kurduğu belirsiz ittifakların oluşturacağı ya da tabi olacağı bir sistem, nesillerimizin dahi uşak olma tehlikesini bünyesinde barındırmaktadır.

Bu işbikçilerin eskisi yenisi yoktur, Emperyalistler Ülkemizde uzun süredir çalışmaktadır ve 12 Eylül dahil bizi sıkıntıya sokan her namussuzluğun altında bunlar vardır. Uzun süredir alt yapısı oluşturulan sistem kesinlikle okşayarak mayıştıran, karıncayı belini incitmeden çalıştıran, palavradan hayaller dışında hiç bir gelecek vaat etmeyen, despot bürokratik bir sistemdir.


BİRİLERİNİN BİZİ ABD’NİN BELİRLEYECEĞİ ÇATIŞMA ALANLARINA SÜRÜKLEYECEĞİ AÇIKTIR.

ABD Stratejilerine ve ABD projelerine eş başkan olarak hizmet halinde olan bir Türk Hükümetinin, bizi ABD’nin belirleyeceği yoğun çatışma cephelerine sürükleyeceği de açıktır.
Bütün Dünya ABD den ibaret olmadığı için, ABD'ye biat ederek hizmet edecek bir Devlet, ABD Emperyalizmi'nin bütün vebaline paravan olmayıda kabullenmiş olacaktır.

ABD’nin cepheleri bellidir, niyeti de, Stratejileri de
, Mehmetçiği kullanmak,
(Yazının üstüne tıklayınız.) bizim sınırlarımızı değiştirmek, Doğu Anadolu, Hazar Petrolüne oturmak ve Globalleşme dâhil bellidir. Mehmetçiği Hicazdan Kafkasya’ya kadar olan bölgede arkada, Afganistan, Pakistan Umman İran hattında ve daha belirleyeceği nice Dünya bölgesine sevk edeceği de kesindir. Bütün bunları hepimiz izliyor, biliyor hissediyoruz, haritalarda hazır, seç beğen al

Böyle ABD işçilikçisi bir hükümetin, ABD direktifleri ile bize belirleyeceği gelecek, ne kadar güvenli ve onurlu olabilir. Ayrıca ABD’nin malum Stratejileri yönünde karşımıza alacağımız Devletlerle ortaya çıkacak etkileşimin, bizi hangi noktalara taşıyacağı da ortadadır.

Türk Milletinin şan ve şeref içermeyen böyle bir kaderden kurtuluşu, bütün unsurları ile bilinçlenip Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı altında birleşip bilinçlenerek, göstereceği sağduyu, irade, kararlılık ve dürüstlüğe bağlıdır.

Emperyalistlerin bütün dünyayı kapsayan egemen olacakları çok geniş bir ufka baktıkları yadsınamaz bir gerçektir. Onların bu hedefleri kapsamındaki, şu ya da bu aşamalardaki çıkarları kendilerine hedef edinen ve onların dümen suyuna girip hizmet eden kafalar uşak olmaktan kurtulamaz.

Bu gibiler, büyük işler yaptıklarını zannetseler de, Tarihe satılmış birer zavallı olarak geçmekten kurtulamazlar. Bu küçük çıkarlar uğruna hareket edenlerin, Emperyalistlerin yarattığı fırtınalar önünde savrulup bir yere yapışmaktan başka şansları yoktur.

Ben bu yazımın sonunda, dünya tatlısı, Dr. Muazzez İLMİYE ÇIĞ hocamızın “Equimenical” konusunu irdelediği yazısının sonunda işbirlikçi zihniyete söylediği ''Vatanın bütünlüğünü satın. İnşallah alacağınız rüşvet yapacağınız vatan hainliğini karşılar.'' sözünü bu işbirlikçilere hatırlatmak isterim. (Yazının üstüne tıklayınız.)

Bu gibiler, aşağılık hedeflerine varsalar bile, bir gün yine hizmet ettikleri Emperyalistler tarafından alaşağı edilip rezil olmaktan kurtulamayacaklardır. Bu Referandum Vatan ve Millet için Nesillerimizi bekaası için bir dönüm noktasıdır ve bu Kenelerden kurtulmanın kolay yoludur.

Bu referandumda Evet oyu veren Emperyalistlerin çıkarlarına hizmet etmiş olacaktır. Hayır demek onurlu bir insan için şarttır, bu HAYIR, Emperyalistlerin niyetleri için dur demek anlamına gelecektir, her kes aklını başına toplasın.


Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş